25 Nisan 2012 Çarşamba
TAVUKLU VE MANTARLI PAPERDELLE ( ERİŞTE )
Haftaiçi yemeklerimizi ailecek bir sofra etrafında yemeğe özen gösterirken,haftasonlarında genellikle evin keyif aldığımız muhtelif köşelerinde veya televizyon karşısında yenen ve kolay hazırlanan keyifli ve lezzetli yemekler yapmayı tercih ediyorum. Hem evdekiler mutlu oluyor, hem de tatil zevki daha da bir yoğun yaşanıyor.
Bu Cumartesi günüde böyle bir şey yapayım diyerek, önce buzdolabını ve kileri şöyle bir yokladım. Sonuç, birazdan tarfini okuyacağınız ve resmini göreceğiniz tavuklu ve mantarlı makarna oldu. Bir gün önceden kalan bir adet tavuk şinitzele,indirimde olduğunu görüp, belki birşeyler yaparım diyerek aldığım kestane mantarı ve taze kekiğin eşlik edeceği, kremayla ve sarımsakla lezzetlendirilmiş güzel bir sos hazırladım. Sonrasında da evdeki bir paket paperdelle ( yani Türkçesi bir çeşit erişte) cinsi makarnayı aldente ( orta sertlikte ) haşlayıp, sosu bir güzel üzerine döküp servis yaptım. Ev ahalisinden güzel yorumlar alan makarna sosunun tarifi aşağıda. Deneyeceklere şimdiden afiyet olsun!
2 veya 3 kişilik ( Açlık durumunuza bağlı :)) )
Malzemeler :
1 adet büyükçe tavuk şinitzel
( Kasaptan almayı tercih ediyorum ki böylece üzerini istediğim gibi kaplayabileyim. Bu sosta kullanırken üzerini herhangi bir şeyle kaplamadım.)
1 küçük kuru soğan
2 diş sarımsak
7-8 adet iri kestane mantarı ( İstediğiniz herhangi bir cins mantarı kullanabilirsiniz.)
Soteleme işlemi için bir-iki kaşık zeytinyağı
1 küçük kutu krema
Taze kekik
Tuz ve karabiber
Ben ayrıca yarım çay kaşığı toz kişniş ve yarım çay kaşığı köri ekledim. ( Benim başucu baharatlarımdan olan bu baharatlardan evinizde varsa , eklmenizi tavsiye ederim.)
Yapılışı :
Soğanı rendeleyip, zeytinyağı koyduğunuz bir tavada pembeleştirin.Soğan pembeleşmeden önce iki diş rende sarımsak ekleyip,sotelemeye devam edin. Tavukları ince şeritler halinde kesip, hafifçe pembeleşen soğanlara ilave edin ve soteleme işlemini sürdürün.Tavuklar biraz renk değiştirdiğinde ise yıkayıp, üstünü soyduğunuz ve boyuna,ince ince kestiğiniz mantarları ilave edin. Tuz,karabiber ve kullanıyorsanız diğer baharatlarıda ekleyip, sote işlemini bütün malzemelerin iyice sotelendiğinden emin olana kadar sürdürün. Sotelemeyi bitirdiğinizde ise bir kutu kremayı ve bir iki dakika sonrada taze kekikleri ilave edip, karıştırın. Kısık ateşte malzemeler iyice birbirine karışana kadar yaklaşık 5 dakika süreyle pişirmeye devam edin.
Diğer tarafta haşladığınız makarnayı süzüp, biraz zeytinyağı ve tereyağı karışımıyla tencereye geri alın. Biz çok pişmiş sevmediğimiz için, ben paketin üzerinde önerilen süreden 1 dakika önce haşlamayı bitiriyorum. Lütfen makarnanızı soğuk sudan geçirmeyin.Yoksa içindeki bütün değerli maddeler su ile akıp gider. Ben haşlama suyundan azıcık tencereye geri döküp, makarnayı hafifçe sulandırmayı tercih ediyorum. Ayrıca üzerine kullanacağınız herhangi bir sosuda , eğer koyulaşırsa,makarnanın haşlama suyu ile inceltebilirsiniz.
19 Nisan 2012 Perşembe
VINTAGE
Bugün, pek çoğumuzun gerçek anlamını bilmeden kullandığı bir terimden bahsetmek istiyorum ; Vintage.
Aslında uzun yıllar vintage deyince aklımıza, bağ bozum zamanı ve saklamaya uygun kaliteli şarap gelmiştir. Zira bu kelimenin en yaygın kullanım alanı buydu. Ancak son yıllarda popüler kültürde en çok " eski yıllarda kullanılıp saklanmış, şimdi başkasının beğenisine sunulan kıyafet,takı,mobilya vs. " anlamında kullanılır oldu.Artık vintage bir tarzı sembolize eden bir kelimeye dönüştü. Daha çok 1950-70 arası giysileri, aksesuarları ve mobilyaları içine alan bu tarz, önce Avrupa'da başlayıp, oradan Amerika'ya ve bütün dünyaya yayılmış durumda.Bu tarz o kadar ilgi gördü ki hemen hemen bütün giyim ve dekorasyon markaları kendi vintage koleksiyonlarını oluşturdular. Tabii ki gerçek anlamdaki vintage eşyanın yerini tutması mümkün olamaz ama bu, vintage tarzının çok daha geniş kitlelere ulaşmasını sağladı.Bende, yaşanmışlık kokan bu tür ürünleri, modern ürünlerden daha çok seviyorum.Bana daha duygusal,daha insancıl,daha karakterli gelen bir yönleri oluyor mutlaka.
Vintage akımı bir yönü ile de çevreci bir akım aslında. Eski ve artık kullanılmayan ürünler ,biraz bakımla tekrar günlük hayatımıza kazandırılmış oluyor. İşin yeşil yönünü bulmakta üstüme yok doğrusu :))
İşte birkaç resimle vintage dünyası ;
16 Nisan 2012 Pazartesi
ŞAKAYIK ( PEONY)
Öncelikle herkese güzel bir hafta diliyorum. Bugün şarkılara , kitaplara adını vermiş bir çiçekten bahsetmek istiyorum.Başlıktanda gördüğünüz gibi konumuz şakayık.
Baba evimin bahçesinde çokça bulunan ve İstanbul'da Nisan ortasından itibaren açmaya başlayan şakayık, çiçeği çok gösterişli bir bahçe bitkisidir.Beyazdan, açık pembeye,açık pembeden,bordoya kadar pekçok rengi bulunan bu çiçeğin ,katmerli ve katmersiz çeşitleri mevcuttur.
Kışları İstanbul gibi kısmen soğuk olan yerlerde, Nisan ortasından itibaren açmaya başlar.Aşırı yağmur olmazsa, çiçekleri bir haftadan daha uzun bir süre muhteşem görünümlerini korurlar. Ege gibi ılıman iklimlerde ise çok daha erken, Mart ortasından itibaren açabilirler.Yine de sert bir kış geçirdikten sonra daha güzel ve çok açtıkları kesindir.Don olan bölgelerde kışın gövdesinin sarılarak korunmaya alınması gerekebilir.
Saksıda şakayık iyi gelişemez.O yüzden kesinlikle bahçeye ekilmelidir.İlk 2-3 yılı atlattıktan sonra kuraklığa dayanıklı hale gelir.Esas çiçeklenmesi ikinci yıldan sonra olur.
Şakayık kırmızı killi besleyici toprağı sever.Fazla killi topraklar su tuttuğu için uygun değildir.Kumlu topraklarda gelişimi için uygundur ama düzenli gübreleme ve besin takviyesi ister.
Ekim zamanı , İstanbul için Eylül,Ekim aylarıdır.Ege gibi daha ılıman iklimlerde bu işlem Kasım sonuna kadar yapılabilir.Dikerken sonradan yerini değiştirmeyeceğiniz bir yer seçin.Yoksa herşeye yeniden başlarsınız.Zira yeri deyişince bitki sil baştan yeni dikilmiş gibi hareket eder. 1 m2 alan bir şakayık için idealdir.Kökleri yayılmayı sever.Ayrıca gelişmiş bir şakayığın dalları da epeyce yer kaplar.45 cm genişliğinde ve 45 cm derinliğinde bir çukura ekim yapın.Dikmeden önce altını kompost ( bitkisel çürüntüler) ile beslerseniz daha iyi gelişir.Sonra, eğer kökten dikiyorsanız, filiz gözleri yukarı gelecek şekilde kökleri çukura yerleştirin.Derinliğin çok fazla olmamasına ( kabaca 8-10 cm) dikkat edin. Derinlik fazla olursa zaten 1-2 yıl olan çiçeklenmeme süresi daha da uzayabilir.
Yağışı az olan yaz aylarında düzenli olarak her gün sulanmalıdır.Yarı gölge yerleri daha çok tercih etsede, günde en az 4-5 saat güneş almak ister.
Bakımı kolaydır.Sıkışık ve fazla gölge yerlere dikmez ve gereksiz sulama yapmazsanız, uzun seneler güzelliklerini seyretmeye devam edersiniz.
Birkaç güzel şakayık resmi paylaşmadan olmaz ;
Vazoda da, bahçedeki kadar şık ve dekoratif dururlar .....
11 Nisan 2012 Çarşamba
EVDE BAHAR TEMİZLİĞİ !
Balkon , bahçe ( daha şanslı olanlar için ) bakımı , çiçek ekimi derken bence artık sıra ev içi bakım ve temizliğine geldi. Tıpkı çiçeklerimize yaptığımız gibi işe önce artık kullanmadığımız giyecek ve eşyaları ayırarak başlamak en iyisi. Ben her zaman önce daha kolay olduğu için oğlumun eşyalarından başlarım. Büyüme çağında olduğu için, her mevsim değişikliğinde mutlaka bir kaç parça küçülen giysi ve ayakkabısı olur. Artık kullanmadığı bazı oyuncaklarda başka çocukları sevindirmek üzere ayrılanların yanında yerini alır.
Sonra kendi eşyalarıma göz atarım. İki seneden fazla bir zamandır giymediğim giysi ve ayakkabılarımdan başlayarak tüm gardrobumu gözden geçiririm. Böylece hem gardrobum rahatlar, hem de benim işime yaramayan ama başkalarını çok memnun edecek pekçok eşyayıda vermek üzere ayırmış olurum.
Eşimdende aynı şekilde eşyalarını ayırmasını isterim.Birazcık yardımla :) oda aynı şeyleri yapar ve sonunda evimizden sanki çoook büyük bir yük kalkmış gibi bir hafifleme hissi duyarım.İhtiyaç sahibi bazı insanlara yardım edebilmiş olmakda işin bir diğer güzel yanı olur.
Bence mutfakda belli aralıklarla kontrol edilmelidir. Eskiyen bazı mutfak ürünlerini başka amaçlarla kullanmak üzere ( benim yaptığım gibi eskiyen tencere ve tavalarınızı saksı niyetine kullanabilirsiniz. :) ) ayırmak, hiç kullanmadığınız tabak çanak, bardak türevi şeyleri özellikle öğrenci evlerinde kalanlara vermek bence hem evinizi hemde ruhunuzu hafifletecek faaliyetler arasındadır. Ayrıca kış boyu kilerinizde,dolabınızda birikebilen günü geçmiş yada özelliğini yitirmiş, azıcık kalıp bir köşede unutulmuş yiyecekleride temizlemek , baharla beraber ısınan havada hemen meydana çıkıveren böceklenme olaylarınında önüne geçecektir.
NAFTALİN YERİNE KULLANILABİLECEK BAZI MALZEMELER :
Eminim benim gibi pek çoğunuzun çocukluk anılarında bahar temizliği dendiğinde naftalin kokusunun ayrı bir yeri vardır. O zamanlar temizlikle,düzenle neredeyse eş anlama gelen naftalinin artık pek çok hastalığa yol açabildiğini biliyoruz.Şimdilerde uzmanlar gırtlak ve akciğer kanserinin sebepleri arasında naftalinide gösteriyorlar. Bu nedenle uzunca bir zamandır evimize naftalin almıyorum.Eğer sizde böyle yapmayı tercih ederseniz, giyeceklerinizi güve gibi zararlılardan korumak için şimdi sayacağım alternatif ürünleri deneyebilirsiniz.
Anason, kuru sabun, kurutulmuş portakal kabuğu ve lavanta.
Sonuncusu ayrıca sivrisinekleride kaçırdığı için yazın bebek ve çocuklarınızın vücuduna kolonyasını sürerek onları daha sağlıklı bir korumaya alabilirsiniz.
Giysileri korumanın bir diğer yoluda vakumlu torba kullanmaktan geçiyor.Şimdilerde bütün büyük marketlerde bulabileceğiniz vakumlu torbaları, elektrik süpürgeniz yardımı ile havasını alarak, başka hiçbir madde kullanmadan, giysilerinizi emin bir şekilde koruyabilirsiniz.
Gelelim bütün bu ayırma ve verme seferberliğinden sonra evde yapılacak temizliğe. Bunun için günümüzde pek çok çeşit deterjan var ancak özellikle çocuklarımızın artan alerjik rahatsızlıkları ve çevreye istemeden ve farkında olmadan verdiğimiz kimyasal zararları düşündükçe, temizlikte giderek daha fazla oranda doğal malzeme kullanmaya veya en az zarar verdiğinden emin olduğum ürünleri almaya gayret ediyorum.
Aşağıda paylaştığım bazı basit malzemelerle hem çevre korumasına hem de ev ekonominize katkı sağlamanız mümkün ;
ELMA SİRKESİ : Kötü kokuları emmekde birebir.Leke çıkartmakda çok işe yaramasada , döşemelik ve halılardaki kötü kokuları gidermede son derece yardımcı bir malzeme.
Renginin atmayacağını düşündüğünüz çamaşırlarınızı yumuşatmak için de yıkama suyuna biraz elma sirkesi ekleyebilirsiniz.
Çaydanlık ve tencerelerde kireç sökücü olarak da kullanabilirsiniz.
Ayrıca aldığınız yeşil salata,marul gibi yeşillikleri ve meyveleri , içine biraz elma sirkesi kattığını suda beklettikten ve iyice duruladıktan sonra tüketirseniz , yiyeceklerin üzerinde biriken pek çok ilaç kalıntısındanda kurtulmuş olursunuz.
ÜZÜM SİRKESİ : Cam ve aynalarınızı temizlemek için üzüm sirkesinden yararlanabilirsiniz.
KARBONAT : İnatçı kirleri çıkartmak için, ovma kremi yerine karbonat kullanabilirsiniz. Ayrıca karbonat kötü kokuları hemen emeceğinden fırın ve mikrodalga temizliğini karbonatla yapabilirsiniz. Buzdolabınızdaki kokuların birbirine karışmasını engellemek içinde , içerisinde ağzı açık halde bir paket karbonat bırakmanız yardımcı olacaktır.
ARAP SABUNU : Bir zamanlar büyüklerimizin baş tacı olan bu temizlik maddesi,bence günümüzde hakettiği değeri yeterince görmüyor. Özellikle kokusuz olanını tercih etmenizi öneririm. Hem son derece ucuz bir ürün, hem de seramikten halıya her türlü temizlenecek yüzeyde kullanmak mümkün.
KABARTMA TOZU : Asidi etkinleştiren yapısı sayesinde parlak yüzeyleri çizmeden temizler,tesisatları açar ve temizler. Mutfak yüzeylerindeki yağ kalıntılarınıda onunla yok edebilirsiniz. Buzdolabında,halılarda oluşan kötü kokuları giderir. Yine kabartma tozuyla alüminyum,krom,porselen,gümüş ve cam eşyalarınızda oluşan lekeleri temizleyip,parlatabilirsiniz.
LİMON SUYU : Bulaşıklarınızı ister elde,ister makinede yıkayın ekleyeceğiniz yarım limon suyu ile balık, yumurta gibi ağır kokularda dahil tüm kokulardan kurtulabilirsiniz. Ayrıca limon suyu ile kabartma tozunu karıştırarak lavabo açıcı olarak kullanabilirsiniz.
YEMEK TUZU : Ovarak temizlemeyi gerektiren pek çok yüzeyde yemek tuzunu kullanabilirsiniz. Ayrıca sirkeyle karıştırdığınızda da pirinç materyallerinizi parlatabilirsiniz.
Bu kadar çalıştıktan sonra biraz düzen seyretmeyi hak ettik sanıyorum :)))
Balkon , bahçe ( daha şanslı olanlar için ) bakımı , çiçek ekimi derken bence artık sıra ev içi bakım ve temizliğine geldi. Tıpkı çiçeklerimize yaptığımız gibi işe önce artık kullanmadığımız giyecek ve eşyaları ayırarak başlamak en iyisi. Ben her zaman önce daha kolay olduğu için oğlumun eşyalarından başlarım. Büyüme çağında olduğu için, her mevsim değişikliğinde mutlaka bir kaç parça küçülen giysi ve ayakkabısı olur. Artık kullanmadığı bazı oyuncaklarda başka çocukları sevindirmek üzere ayrılanların yanında yerini alır.
Sonra kendi eşyalarıma göz atarım. İki seneden fazla bir zamandır giymediğim giysi ve ayakkabılarımdan başlayarak tüm gardrobumu gözden geçiririm. Böylece hem gardrobum rahatlar, hem de benim işime yaramayan ama başkalarını çok memnun edecek pekçok eşyayıda vermek üzere ayırmış olurum.
Eşimdende aynı şekilde eşyalarını ayırmasını isterim.Birazcık yardımla :) oda aynı şeyleri yapar ve sonunda evimizden sanki çoook büyük bir yük kalkmış gibi bir hafifleme hissi duyarım.İhtiyaç sahibi bazı insanlara yardım edebilmiş olmakda işin bir diğer güzel yanı olur.
Bence mutfakda belli aralıklarla kontrol edilmelidir. Eskiyen bazı mutfak ürünlerini başka amaçlarla kullanmak üzere ( benim yaptığım gibi eskiyen tencere ve tavalarınızı saksı niyetine kullanabilirsiniz. :) ) ayırmak, hiç kullanmadığınız tabak çanak, bardak türevi şeyleri özellikle öğrenci evlerinde kalanlara vermek bence hem evinizi hemde ruhunuzu hafifletecek faaliyetler arasındadır. Ayrıca kış boyu kilerinizde,dolabınızda birikebilen günü geçmiş yada özelliğini yitirmiş, azıcık kalıp bir köşede unutulmuş yiyecekleride temizlemek , baharla beraber ısınan havada hemen meydana çıkıveren böceklenme olaylarınında önüne geçecektir.
NAFTALİN YERİNE KULLANILABİLECEK BAZI MALZEMELER :
Eminim benim gibi pek çoğunuzun çocukluk anılarında bahar temizliği dendiğinde naftalin kokusunun ayrı bir yeri vardır. O zamanlar temizlikle,düzenle neredeyse eş anlama gelen naftalinin artık pek çok hastalığa yol açabildiğini biliyoruz.Şimdilerde uzmanlar gırtlak ve akciğer kanserinin sebepleri arasında naftalinide gösteriyorlar. Bu nedenle uzunca bir zamandır evimize naftalin almıyorum.Eğer sizde böyle yapmayı tercih ederseniz, giyeceklerinizi güve gibi zararlılardan korumak için şimdi sayacağım alternatif ürünleri deneyebilirsiniz.
Anason, kuru sabun, kurutulmuş portakal kabuğu ve lavanta.
Sonuncusu ayrıca sivrisinekleride kaçırdığı için yazın bebek ve çocuklarınızın vücuduna kolonyasını sürerek onları daha sağlıklı bir korumaya alabilirsiniz.
Giysileri korumanın bir diğer yoluda vakumlu torba kullanmaktan geçiyor.Şimdilerde bütün büyük marketlerde bulabileceğiniz vakumlu torbaları, elektrik süpürgeniz yardımı ile havasını alarak, başka hiçbir madde kullanmadan, giysilerinizi emin bir şekilde koruyabilirsiniz.
Gelelim bütün bu ayırma ve verme seferberliğinden sonra evde yapılacak temizliğe. Bunun için günümüzde pek çok çeşit deterjan var ancak özellikle çocuklarımızın artan alerjik rahatsızlıkları ve çevreye istemeden ve farkında olmadan verdiğimiz kimyasal zararları düşündükçe, temizlikte giderek daha fazla oranda doğal malzeme kullanmaya veya en az zarar verdiğinden emin olduğum ürünleri almaya gayret ediyorum.
Aşağıda paylaştığım bazı basit malzemelerle hem çevre korumasına hem de ev ekonominize katkı sağlamanız mümkün ;
ELMA SİRKESİ : Kötü kokuları emmekde birebir.Leke çıkartmakda çok işe yaramasada , döşemelik ve halılardaki kötü kokuları gidermede son derece yardımcı bir malzeme.
Renginin atmayacağını düşündüğünüz çamaşırlarınızı yumuşatmak için de yıkama suyuna biraz elma sirkesi ekleyebilirsiniz.
Çaydanlık ve tencerelerde kireç sökücü olarak da kullanabilirsiniz.
Ayrıca aldığınız yeşil salata,marul gibi yeşillikleri ve meyveleri , içine biraz elma sirkesi kattığını suda beklettikten ve iyice duruladıktan sonra tüketirseniz , yiyeceklerin üzerinde biriken pek çok ilaç kalıntısındanda kurtulmuş olursunuz.
ÜZÜM SİRKESİ : Cam ve aynalarınızı temizlemek için üzüm sirkesinden yararlanabilirsiniz.
KARBONAT : İnatçı kirleri çıkartmak için, ovma kremi yerine karbonat kullanabilirsiniz. Ayrıca karbonat kötü kokuları hemen emeceğinden fırın ve mikrodalga temizliğini karbonatla yapabilirsiniz. Buzdolabınızdaki kokuların birbirine karışmasını engellemek içinde , içerisinde ağzı açık halde bir paket karbonat bırakmanız yardımcı olacaktır.
ARAP SABUNU : Bir zamanlar büyüklerimizin baş tacı olan bu temizlik maddesi,bence günümüzde hakettiği değeri yeterince görmüyor. Özellikle kokusuz olanını tercih etmenizi öneririm. Hem son derece ucuz bir ürün, hem de seramikten halıya her türlü temizlenecek yüzeyde kullanmak mümkün.
KABARTMA TOZU : Asidi etkinleştiren yapısı sayesinde parlak yüzeyleri çizmeden temizler,tesisatları açar ve temizler. Mutfak yüzeylerindeki yağ kalıntılarınıda onunla yok edebilirsiniz. Buzdolabında,halılarda oluşan kötü kokuları giderir. Yine kabartma tozuyla alüminyum,krom,porselen,gümüş ve cam eşyalarınızda oluşan lekeleri temizleyip,parlatabilirsiniz.
LİMON SUYU : Bulaşıklarınızı ister elde,ister makinede yıkayın ekleyeceğiniz yarım limon suyu ile balık, yumurta gibi ağır kokularda dahil tüm kokulardan kurtulabilirsiniz. Ayrıca limon suyu ile kabartma tozunu karıştırarak lavabo açıcı olarak kullanabilirsiniz.
YEMEK TUZU : Ovarak temizlemeyi gerektiren pek çok yüzeyde yemek tuzunu kullanabilirsiniz. Ayrıca sirkeyle karıştırdığınızda da pirinç materyallerinizi parlatabilirsiniz.
Bu kadar çalıştıktan sonra biraz düzen seyretmeyi hak ettik sanıyorum :)))
10 Nisan 2012 Salı
MUTFAK FAALİYETLERİM :)))
Geçen Perşembe oğlum okuldan geldi ve ertesi gün okulun bahçesinde piknik yapacaklarını ve onun için yiyecek birşeyler götürmesi gerektiğini söyledi. Akşam vakti olduğu için pratik ve lezzetli bir şeyler hazırlayabilmek için yemek defterimin sayfalarını şöyle bir karıştırdım ve aşağıdaki tarifte karar kıldım. Yapması basit ve hızlı , yemesi lezzetli olan kurabiye tarifime aşağıda resimleri ile birlikte ulaşabilirsiniz.
SÜTLÜ KURABİYE
Malzemeler :
1 su bardağı toz şeker ( Ayrıca üzeri içinde toz şeker gerekiyor)
1 adet yumurta
2 + 1/2 yemek kaşığı tereyağ ( Eritilecek)
1 su bardağı süt
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Aldığı kadar un
Tozşeker,yumurta ve tereyağını derin bir kaba alın.Sütü ilave edin. Şöyle bir karıştırdıktan sonra üzerine kabartma tozu ve vanilyayı katın. Daha sonra yavaş yavaş ununuzu ( ben eleyerek katmayı tercih ediyorum.) katıp,yoğurun.Hamur ele yapışmayan, hafif elastiki bir hal aldığında hazır demektir. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp ,elinizle yuvarlayın ve hafifçe yassılaştırın. Yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye yerleştirin ve üzerine toz şeker serpin.Önceden 180 C de ısıttığınız fırında üzeri pembeleşene kadar pişirin.
Afiyet olsun !
( Eğer isterseniz , kurabiye hamuruna portakal veya limon kabuğu rendesi koyup daha farklı bir lezzet yakalayabilirsiniz. Ben artık, aşırı ve kötü ilaçlamadan dolayı, çarşı pazarda satılan bu tür meyvaların kabuklarına pek güvenemiyorum. :(( Güvenilir bir kaynaktan bunları temin etme şansınız varsa siz kullanabilirsiniz. )
Cuma akşamı oğlumun okuldan bir arkadaşı bizde misafirdi. Cumartesi sabah kahvaltısı için Pan Cake istediler. Emir büyük yerden olunca :) , sabah 8.00 de mutfağa girdim ve aşağıda tarifini ve resimlerini bulacağınız pan cakeleri yaptım .
PANCAKE
Malzeme ( 6 kişilik)
1,5 su bardağı süt
3 yumurta
1 paket kabartma tozu
1 çay kaşığı karbonat ( Tercihen)
1/2 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı tozşeker
Aldığı kadar un
Tavayı yağlamak için zeytinyağı veya tereyağı ( ben tereyağını tercih ediyorum.)
Süt,yumurta,tuz ve şekeri bir el mikseri ile iyice çırpın. ( Yoksa el çırpıcısıda iş görür.) Kabartma tozu ve kullanıyorsanız karbonatı ekleyin. Arkasından unu ( Ben önce eliyorum.) yavaş yavaş ekleyerek akıcı fakat çok yumuşak olmayan bir hamur elde edin.Karışım,kıvamlı bir kek hamuru haline geldiğinde pişmeye hazır demektir. Önceden biraz ısıttığınız ve yağladığınız tavaya , küçük bir kepçe yardımıyla hamuru dökün. Ben Esse'den aldığım krep tavasına 3 adet sığdırıyorum. Orta ateş bu iş için ideal. Aşağıdaki resimde de göreceğiniz üzere pancakelerin üzeri göz göz olmaya başladığında çevirilmeye hazırlar demektir.Bir spatula yardımıyla yavaşça diğer tarafını çevirin ve pişirmeye devam edin.Birkaç dakika sonra pişip pişmediğini kontrol edip tavadan alın. Gerekiyorsa tavaya azıcık yağ ekleyip, ikinci partiyi koyun.
Benim oğlum bu pancakleri kaymak ve bal ile yemeye bayılıyor. Nutella, tereyağ,reçel gibi alternatifleride kullanabilirsiniz.
Afiyet olsun !
Çoktandır yapmak isteyipde bir türlü gerçekleştiremediğimiz bir bebek görme ziyareti için, aşağıda tarifini ve resimlerini bulacağınız 2005 tarihli House Beautiful dergisinden kesip sakladığım muffinleri yaptım. Yapması kolay, görüntüsüde bir o kadar güzel ...
ÇİKOLATALI MUFFIN ( 12 adet)
Malzemeler :
500 gr. un
250 gr şeker
1 çay kaşığı tuz
3 çorba kaşığı süt tozu ( Beni en zorlayan malzemede bu oldu. :)) Zira bizim evde hep süt bulunduğundan, süt tozu hiç olmaz. Özellikle bu tarifi denemek için aldım. )
250 gr sıvıyağ ( Ben yarı zeytinyağı , yarı tereyağı kullandım.)
2 adet yumurta
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 su bardağı su
40 gr. kakao
100 gr damla çikolata ( üzeri için)
Derin bir kapta un,şeker,tuz,süt tozu,kabartma tozu,yağ,yumurta,vanilya,su ve kakaoyu iyice hamur kıvamına gelinceye kadar karıştırın.Hamur oldukça yoğun kıvamlı oluyor.Mikser ile karıştırıyorsanız, zorlanmadan dolayı yakmamak için arada bir durarak çırpıcıların üzerinde biriken hamuru kaşıkla temizleyin.Hazırladığınız hamuru önceden hafifçe yağladığınız muffin kalıplarına pay edin.Kabarma payınıda düşünerek, kalıpların üzerinde yarım parmak boşluk bırakmaya dikkat edin.Damla çikolataları üzerlerine serpiştirin ve önceden 150 Cde ısıtılmış fırında yaklaşık 35-40 dakika pişirin. Çıkartmadan önce, bir bıçak veya kürdanla pişip pişmediğini konrol etmeyi unutmayın.
Afiyet olsun !
Geçen Perşembe oğlum okuldan geldi ve ertesi gün okulun bahçesinde piknik yapacaklarını ve onun için yiyecek birşeyler götürmesi gerektiğini söyledi. Akşam vakti olduğu için pratik ve lezzetli bir şeyler hazırlayabilmek için yemek defterimin sayfalarını şöyle bir karıştırdım ve aşağıdaki tarifte karar kıldım. Yapması basit ve hızlı , yemesi lezzetli olan kurabiye tarifime aşağıda resimleri ile birlikte ulaşabilirsiniz.
SÜTLÜ KURABİYE
Malzemeler :
1 su bardağı toz şeker ( Ayrıca üzeri içinde toz şeker gerekiyor)
1 adet yumurta
2 + 1/2 yemek kaşığı tereyağ ( Eritilecek)
1 su bardağı süt
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Aldığı kadar un
Tozşeker,yumurta ve tereyağını derin bir kaba alın.Sütü ilave edin. Şöyle bir karıştırdıktan sonra üzerine kabartma tozu ve vanilyayı katın. Daha sonra yavaş yavaş ununuzu ( ben eleyerek katmayı tercih ediyorum.) katıp,yoğurun.Hamur ele yapışmayan, hafif elastiki bir hal aldığında hazır demektir. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp ,elinizle yuvarlayın ve hafifçe yassılaştırın. Yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye yerleştirin ve üzerine toz şeker serpin.Önceden 180 C de ısıttığınız fırında üzeri pembeleşene kadar pişirin.
Afiyet olsun !
( Eğer isterseniz , kurabiye hamuruna portakal veya limon kabuğu rendesi koyup daha farklı bir lezzet yakalayabilirsiniz. Ben artık, aşırı ve kötü ilaçlamadan dolayı, çarşı pazarda satılan bu tür meyvaların kabuklarına pek güvenemiyorum. :(( Güvenilir bir kaynaktan bunları temin etme şansınız varsa siz kullanabilirsiniz. )
Cuma akşamı oğlumun okuldan bir arkadaşı bizde misafirdi. Cumartesi sabah kahvaltısı için Pan Cake istediler. Emir büyük yerden olunca :) , sabah 8.00 de mutfağa girdim ve aşağıda tarifini ve resimlerini bulacağınız pan cakeleri yaptım .
PANCAKE
Malzeme ( 6 kişilik)
1,5 su bardağı süt
3 yumurta
1 paket kabartma tozu
1 çay kaşığı karbonat ( Tercihen)
1/2 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı tozşeker
Aldığı kadar un
Tavayı yağlamak için zeytinyağı veya tereyağı ( ben tereyağını tercih ediyorum.)
Süt,yumurta,tuz ve şekeri bir el mikseri ile iyice çırpın. ( Yoksa el çırpıcısıda iş görür.) Kabartma tozu ve kullanıyorsanız karbonatı ekleyin. Arkasından unu ( Ben önce eliyorum.) yavaş yavaş ekleyerek akıcı fakat çok yumuşak olmayan bir hamur elde edin.Karışım,kıvamlı bir kek hamuru haline geldiğinde pişmeye hazır demektir. Önceden biraz ısıttığınız ve yağladığınız tavaya , küçük bir kepçe yardımıyla hamuru dökün. Ben Esse'den aldığım krep tavasına 3 adet sığdırıyorum. Orta ateş bu iş için ideal. Aşağıdaki resimde de göreceğiniz üzere pancakelerin üzeri göz göz olmaya başladığında çevirilmeye hazırlar demektir.Bir spatula yardımıyla yavaşça diğer tarafını çevirin ve pişirmeye devam edin.Birkaç dakika sonra pişip pişmediğini kontrol edip tavadan alın. Gerekiyorsa tavaya azıcık yağ ekleyip, ikinci partiyi koyun.
Benim oğlum bu pancakleri kaymak ve bal ile yemeye bayılıyor. Nutella, tereyağ,reçel gibi alternatifleride kullanabilirsiniz.
Afiyet olsun !
Çoktandır yapmak isteyipde bir türlü gerçekleştiremediğimiz bir bebek görme ziyareti için, aşağıda tarifini ve resimlerini bulacağınız 2005 tarihli House Beautiful dergisinden kesip sakladığım muffinleri yaptım. Yapması kolay, görüntüsüde bir o kadar güzel ...
ÇİKOLATALI MUFFIN ( 12 adet)
Malzemeler :
500 gr. un
250 gr şeker
1 çay kaşığı tuz
3 çorba kaşığı süt tozu ( Beni en zorlayan malzemede bu oldu. :)) Zira bizim evde hep süt bulunduğundan, süt tozu hiç olmaz. Özellikle bu tarifi denemek için aldım. )
250 gr sıvıyağ ( Ben yarı zeytinyağı , yarı tereyağı kullandım.)
2 adet yumurta
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 su bardağı su
40 gr. kakao
100 gr damla çikolata ( üzeri için)
Derin bir kapta un,şeker,tuz,süt tozu,kabartma tozu,yağ,yumurta,vanilya,su ve kakaoyu iyice hamur kıvamına gelinceye kadar karıştırın.Hamur oldukça yoğun kıvamlı oluyor.Mikser ile karıştırıyorsanız, zorlanmadan dolayı yakmamak için arada bir durarak çırpıcıların üzerinde biriken hamuru kaşıkla temizleyin.Hazırladığınız hamuru önceden hafifçe yağladığınız muffin kalıplarına pay edin.Kabarma payınıda düşünerek, kalıpların üzerinde yarım parmak boşluk bırakmaya dikkat edin.Damla çikolataları üzerlerine serpiştirin ve önceden 150 Cde ısıtılmış fırında yaklaşık 35-40 dakika pişirin. Çıkartmadan önce, bir bıçak veya kürdanla pişip pişmediğini konrol etmeyi unutmayın.
Afiyet olsun !
7 Nisan 2012 Cumartesi
ÇİZGİLERRR
Dekorasyon dergilerine bakmak,yeni fikirler edinmek ve içlerinden mümkün olanları evimde uygulamak çok sevdiğim bir şeydir. Çizgili formlar ise gerek dekorasyonda gerekse giyimde çok hoşuma gider. Kimi zaman son derece iddalı olabilirken, kimi zamanda kullanılan yerin tekdüzeliğini yok eden,sıkıcılıktan uzaklaştıran şeylerdir benim için çizgili formlar. Nedense hep neşeli bir hava hissederim baktıkça ve kullandıkça. Eğer sizde benim gibi çizgili severseniz biraz neşelenmek ve fikir edinmek için aşağıdaki resimlere göz atabilirsiniz.
Dekorasyon dergilerine bakmak,yeni fikirler edinmek ve içlerinden mümkün olanları evimde uygulamak çok sevdiğim bir şeydir. Çizgili formlar ise gerek dekorasyonda gerekse giyimde çok hoşuma gider. Kimi zaman son derece iddalı olabilirken, kimi zamanda kullanılan yerin tekdüzeliğini yok eden,sıkıcılıktan uzaklaştıran şeylerdir benim için çizgili formlar. Nedense hep neşeli bir hava hissederim baktıkça ve kullandıkça. Eğer sizde benim gibi çizgili severseniz biraz neşelenmek ve fikir edinmek için aşağıdaki resimlere göz atabilirsiniz.
3 Nisan 2012 Salı
BALKON SEFASI
Daha önümüzde Nisan yağmurları olsada , havalar hergün biraz daha güzelleşiyor.Bu durumda eğer hala başlamadıysanız, balkonunuzdaki çiçekleri bakıma alma zamanı geldide geçiyor bile.Özellikle yazlarını iş veya başka zorunluluklar dolayısı ile şehirde geçirmekte olanlarımız için balkonların vazgeçilmez sığınaklar olduğunu düşünüyorum.Ayrıca benim için yaz olsun,kış olsun etrafımda birkaç açan çiçek görmek,her daim en faydalı terapi olmuştur. Siz de benim gibi iseniz hemen işe koyulun derim.
Eğer çok vaktiniz yoksa, kendinize küçük bir iş planı çıkarın ve işe önce saksılarınızı artık hiçbir şekilde geri döndüremeyeceğinize emin olduğunuz ölmüş çiçeklerin istilasından kurtararak başlayın.Sonra da Bauhaus, Koçtaş gibi bir büyük yapı marketin çiçek bölümüne uğrayın.Tabii yakınınızda varsa, güzel bir fidanlıkta size fazlası ile alternatif sunacaktır.Çiçeklerinize ayırabileceğiniz zaman kısıtlı ise kolay yetişen, fazla bakım istemeyen çiçekleri sorarak, satın alma önceliğini onlara verin.Böylece işiniz yarı yarıya azalmış olur.Yok ben çiçeklerime ayıracak zamanı her zaman bulurum diyenlerdenseniz, seçim alanınızı genişletmeniz mümkün. Çiçek alırken toprak ve sıvı gübre almayıda unutmayın.Çiçeklerinizi alıp, balkonda dikime başlamadan önce tüm saksılarınızın toprağını kontrol edip, ya tamamen değiştirin ya da toprak eklemesi yapın.Çiçekleride bu esnada ekmeniz size kolaylık sağlayacaktır. Eğer evinizde yoksa yapı marketlerden uygun fiyata bulabileceğiniz küçük bir el küreği, bahçe makası ve eldiven alın ki işinizi daha kolay ve profesyonelce yapabilesiniz. :))
Her tür çiçeği ektikten sonra can suyu vermeyi ve sıvı gübre ile gelişimini desteklemeyi unutmayın. Eğer tohum ekiyorsanız paketin üzerindeki talimatlara uymaya özen gösterin ve sulamayı son derece dikkatli yapınki tohumlar toprağın dışına çıkmasın veya sağa sola kayıp anlamsız yerlerden filizlenmesin.
Balkonunuz müsaitse size tavsiyem,çiçeklerin yanısıra birkaç domates ve biber fidesine de yer vermeniz. Böylece yaz boyu tazecik salatalar yapma şansınız olur. Son yıllarda çok moda olan bazı lezzetli otlara da balkon veya pencere önünde yer açabilirsiniz. Bunlardan fesleğen,nane ve kekik benim favorilerim. Bunlar gibi aromatik otlarla yemeklerinize, salatalarınıza ve limonata gibi soğuk içeceklerinize ayrı bir lezzet katmanız garanti.
Kolay yetişen çiçeklerden örnek vermek gerekirse, ilk aklıma gelen cefakar ve vefakar sardunya olur. Özellikle sakız cinsini ( yani sarkan) tercih ederseniz, balkonunuzun görselliğine görsellik katacağına kefilim:))
Eğer balkonunuz çoğunlukla gölge ise son derece dekoratif bir çiçek olan küpe çiçeğini de seçebilirsiniz.Yine sarkan bir çiçek olduğundan tavana asılabilen bir saksıda çok şık duracaktır.
Hercai menekşelerde son derece renkli ve bakımı kolay olan çiçeklerdendir.Pek çok rengi olduğundan balkonunuzda bir renk cümbüşü yaratmak için idealdir.
Ateş çiçeği de bir kere dikildikten sonra sulama ve arada bir kuruyan çiçeklerini temizleme dışında fazla bir bakım istemeyen ve Eylül hatta Ekim sonuna kadar gösterişli kırmızı çiçekleri ile balkonunuzu şenlendirebilecek çiçeklerdendir.
Yine, çoğunlukla çin gülü olarak adlandırılan bodur güllerde özellikle Mayıs ve Haziran aylarında size keyifli bir görüntü sunacaklardır.
Balkonunuz güneş alan sıcak bir ortama sahipse, yine tavandan asılan bir saksıya benim çok sevdiğim mercan çiçeklerinden ekebilirsiniz.
Çok su istemesi dışında fazla bir bakım istemeyen bir başka çiçek ise ortancadır.Özellikle gölge balkonlar onu çok mutlu eder.Aynı ortanca gibi gölge ve su seven bir başka çiçek de cam güzelidir.Son derece canlı renklere sahip olan bu çiçeğin beyazdan,pembeye,kırmızıdan koyu bordoya kadar değişen renkleri vardır ve yaz sonuna kadar balkonunuzu şenlendirebilir. Hemen hemen aynı yapıdaki bir başka çiçek ise petunyadır. Onunda pek çok rengi mevcuttur ve yaz sonuna kadar açmaya devam eder.Kadife çiçekleride sarıdan turuncuya değişen renkleri ile kolay yetişen ve az bakım isteyen çiçekler arasındadır.
Eğer Bauhaus gibi bir yapı markete gitmeyi tercih ederseniz ve çiçek tohumu almayı seçerseniz, üzerinde ''Easy to grow '' yani kolay yetişen yazan paketleri tercih etmeye çalışın.Böylece mutlu sona ulaşma ihtimaliniz çok daha yüksek olacaktır.
Son olarak, zaman buldukça ya da en iyisi zaman yaratarak çiçeklerinizle konuşmayı ihmal etmeyin.Şaka yapmıyorum.Gerçekten işe yarıyor. Eğer hala denemediyseniz,deneyin ve görün !
Eveeet, bu kadar laftan sonra birkaç resim koyarak sizi biraz heveslendireyim.
Önce en basitlerinden başlayalım ;
Güzelim hercailer..........
Sakız sardunyalar.............
Adını hakeden Ateş çiçeği.......
Cam güzelleri........
Nazlı petunyalar....
Birazda balkon örneklerine bakalım ;
Biraz daha iddalı olmaya ne dersiniz :))))
Herkese şimdiden rengarenk ve keyifli bir yaz diliyorum.
Daha önümüzde Nisan yağmurları olsada , havalar hergün biraz daha güzelleşiyor.Bu durumda eğer hala başlamadıysanız, balkonunuzdaki çiçekleri bakıma alma zamanı geldide geçiyor bile.Özellikle yazlarını iş veya başka zorunluluklar dolayısı ile şehirde geçirmekte olanlarımız için balkonların vazgeçilmez sığınaklar olduğunu düşünüyorum.Ayrıca benim için yaz olsun,kış olsun etrafımda birkaç açan çiçek görmek,her daim en faydalı terapi olmuştur. Siz de benim gibi iseniz hemen işe koyulun derim.
Eğer çok vaktiniz yoksa, kendinize küçük bir iş planı çıkarın ve işe önce saksılarınızı artık hiçbir şekilde geri döndüremeyeceğinize emin olduğunuz ölmüş çiçeklerin istilasından kurtararak başlayın.Sonra da Bauhaus, Koçtaş gibi bir büyük yapı marketin çiçek bölümüne uğrayın.Tabii yakınınızda varsa, güzel bir fidanlıkta size fazlası ile alternatif sunacaktır.Çiçeklerinize ayırabileceğiniz zaman kısıtlı ise kolay yetişen, fazla bakım istemeyen çiçekleri sorarak, satın alma önceliğini onlara verin.Böylece işiniz yarı yarıya azalmış olur.Yok ben çiçeklerime ayıracak zamanı her zaman bulurum diyenlerdenseniz, seçim alanınızı genişletmeniz mümkün. Çiçek alırken toprak ve sıvı gübre almayıda unutmayın.Çiçeklerinizi alıp, balkonda dikime başlamadan önce tüm saksılarınızın toprağını kontrol edip, ya tamamen değiştirin ya da toprak eklemesi yapın.Çiçekleride bu esnada ekmeniz size kolaylık sağlayacaktır. Eğer evinizde yoksa yapı marketlerden uygun fiyata bulabileceğiniz küçük bir el küreği, bahçe makası ve eldiven alın ki işinizi daha kolay ve profesyonelce yapabilesiniz. :))
Her tür çiçeği ektikten sonra can suyu vermeyi ve sıvı gübre ile gelişimini desteklemeyi unutmayın. Eğer tohum ekiyorsanız paketin üzerindeki talimatlara uymaya özen gösterin ve sulamayı son derece dikkatli yapınki tohumlar toprağın dışına çıkmasın veya sağa sola kayıp anlamsız yerlerden filizlenmesin.
Balkonunuz müsaitse size tavsiyem,çiçeklerin yanısıra birkaç domates ve biber fidesine de yer vermeniz. Böylece yaz boyu tazecik salatalar yapma şansınız olur. Son yıllarda çok moda olan bazı lezzetli otlara da balkon veya pencere önünde yer açabilirsiniz. Bunlardan fesleğen,nane ve kekik benim favorilerim. Bunlar gibi aromatik otlarla yemeklerinize, salatalarınıza ve limonata gibi soğuk içeceklerinize ayrı bir lezzet katmanız garanti.
Kolay yetişen çiçeklerden örnek vermek gerekirse, ilk aklıma gelen cefakar ve vefakar sardunya olur. Özellikle sakız cinsini ( yani sarkan) tercih ederseniz, balkonunuzun görselliğine görsellik katacağına kefilim:))
Eğer balkonunuz çoğunlukla gölge ise son derece dekoratif bir çiçek olan küpe çiçeğini de seçebilirsiniz.Yine sarkan bir çiçek olduğundan tavana asılabilen bir saksıda çok şık duracaktır.
Hercai menekşelerde son derece renkli ve bakımı kolay olan çiçeklerdendir.Pek çok rengi olduğundan balkonunuzda bir renk cümbüşü yaratmak için idealdir.
Ateş çiçeği de bir kere dikildikten sonra sulama ve arada bir kuruyan çiçeklerini temizleme dışında fazla bir bakım istemeyen ve Eylül hatta Ekim sonuna kadar gösterişli kırmızı çiçekleri ile balkonunuzu şenlendirebilecek çiçeklerdendir.
Yine, çoğunlukla çin gülü olarak adlandırılan bodur güllerde özellikle Mayıs ve Haziran aylarında size keyifli bir görüntü sunacaklardır.
Balkonunuz güneş alan sıcak bir ortama sahipse, yine tavandan asılan bir saksıya benim çok sevdiğim mercan çiçeklerinden ekebilirsiniz.
Çok su istemesi dışında fazla bir bakım istemeyen bir başka çiçek ise ortancadır.Özellikle gölge balkonlar onu çok mutlu eder.Aynı ortanca gibi gölge ve su seven bir başka çiçek de cam güzelidir.Son derece canlı renklere sahip olan bu çiçeğin beyazdan,pembeye,kırmızıdan koyu bordoya kadar değişen renkleri vardır ve yaz sonuna kadar balkonunuzu şenlendirebilir. Hemen hemen aynı yapıdaki bir başka çiçek ise petunyadır. Onunda pek çok rengi mevcuttur ve yaz sonuna kadar açmaya devam eder.Kadife çiçekleride sarıdan turuncuya değişen renkleri ile kolay yetişen ve az bakım isteyen çiçekler arasındadır.
Eğer Bauhaus gibi bir yapı markete gitmeyi tercih ederseniz ve çiçek tohumu almayı seçerseniz, üzerinde ''Easy to grow '' yani kolay yetişen yazan paketleri tercih etmeye çalışın.Böylece mutlu sona ulaşma ihtimaliniz çok daha yüksek olacaktır.
Son olarak, zaman buldukça ya da en iyisi zaman yaratarak çiçeklerinizle konuşmayı ihmal etmeyin.Şaka yapmıyorum.Gerçekten işe yarıyor. Eğer hala denemediyseniz,deneyin ve görün !
Eveeet, bu kadar laftan sonra birkaç resim koyarak sizi biraz heveslendireyim.
Önce en basitlerinden başlayalım ;
Güzelim hercailer..........
Adını hakeden Ateş çiçeği.......
Cam güzelleri........
Nazlı petunyalar....
Birazda balkon örneklerine bakalım ;
Biraz daha iddalı olmaya ne dersiniz :))))
Herkese şimdiden rengarenk ve keyifli bir yaz diliyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















































