24 Temmuz 2012 Salı
KUDRET NARI
Bu yazımda sizlere, bahçemizin bitki sakinleri arasına geçen sene katılan bu güzel ve şifalı bitkiden bahsetmek istiyorum. Görselliğinin yanı sıra sağlık açısından son derece faydalı olduğunu öğrendiğim bu bitkiyi, buralarda en çok yanık merhemi olarak ve miğde problemlerini tedavi etmekte kullanıyorlar. Birazdan başka kullanım alanlarındanda bahsedeceğim ama yinede siz siz olun , kullanmadan önce alternatif tıp alanında yetkin birilerine , tercihende bir doktora danışmadan bu tip bitkileri tedavi amaçlı kullanmayın.
Kudret narı, adı her nasılsa nar konmuşsa da ,kabakgiller familyasından , tropik iklim bölgelerinde yetişen, gıda ve ilaç olarak kullanılan sarmaşık bir bitki.Meyveler önce sarı ve güzel kokulu bir çiçekken, yeşil,uzun ve konik biçimli üzeri hayli pütürlü bir meyve haline dönüşüyor, olgunlaştığında ise köy yumurtası sarısı ile güneş batımında görebileceğiniz göz alıcı bir turuncu arası renk alıyor. İçerisindeki çekirdekler ( yani tohumlar) ise çok güzel bir koyu kırmızı renkte oluyor.Şu anda bahçemizde olgunlaşmış veya olgunlaşmaya çalışan pekçok kudret narı var.
Meyve ve yaprakları ,mineral ve vitaminler bakımından zengin olan kudret narı, protein,demir,kalsiyum,fosfor, E ve B vitaminleri içeriyor. Yeterince bilimsel ve tıbbi araştırma yapılmamasına rağmen, halk arasında uzun zamandır, çeşitli sağlık problemlerini çözmekte kullanılıyor. Örneğin, yaprak ve köklerinden hazırlanan çözeltinin,hemoroid şişliklerini indirdiği, yapraktan elde edilen çözeltinin öksürük kesici ve ateş düşürücü olduğu, aynı zamanda bağırsak boşaltıcı ve bağırsak kurtlarına karşı etkili olduğu, gastrit ve ülsere karşı tedavi edici etkisi olduğu söyleniyor.Egzamanın ve yanıkların tedavisi içinde kullanılıyor.
Genel kullanım şekilleri ;
Olgunlaşıp sararan meyve ezilip, bir miktar balla karıştırılıyor ve sabahları aç karnına bir tatlı kaşığı yeniyor. Bu şekilde en az 41 gün kullanılması tavsiye ediliyor. Meyvenin taze bulunamadığı zamanlar içinse, taze meyve , küçük küçük doğranıp zeytin yağında saklanıyor. Kullanım şekli yine aynı. Çekirdekler kullanılmıyor.Yanık tedavilerinde ise lapa yapılıp, yanan yere sürülüyor.
Sakıncaları ;
Bilinen ciddi bir yan etkisi olmamakla birlikte,dikkatli kullanılmazsa karaciğere zarar verebiliyor. Ayrıca kan şekerini düşürdüğü için şeker hastalarının,özellikle insülin kullananların dikkat etmesi gerekiyor.
Hastalıkların tedavisi için kullandığımız, tıbben çok ciddi araştırmalar sonucunda üretilen ve ne yazıkki insanların çoğunun pahalı olduğu için şifasından yararlanamadığı pek çok ilacın bundan daha fazla yan etkisi olduğu düşünülecek olursa, saydığım bunca faydadan sonra, bu kadar kusur kadı kızındada olur diyeceğim. :))
Doğanın şifalı elinin her zaman yanımızda olduğunu ve başta ruhumuz olmak üzere pek çok derdimize çare sunduğunu bilmek ve unutanlar içinde hatırlamak gerek.
Bilinçsizce doğayı yok etmeye çalışan insanoğlunun,doğanın bir parçası olduğunu ve onsuz var olamayacağını tekrar anlayacağı günlere çok geç olmadan kavuşabilmek dileğiyle..... Sağlıklı günler !
8 Temmuz 2012 Pazar
İKİ YAŞANTI
Evet başlık size pek bir şey anlatmasada demem o ki, bizim ailenin yaşantısının iki ayrı bölümü var. Bunun bir bölümü şehirli diğer bölümü köylü. Köylü bölümü ne yazıkki okul tatil süresi ile sınırlı ama olsun. Bu yaz köy hayatımız 22 Haziranda başladı.İki haftayı geçkin bir süredir ruhen sakin ama bedenen son derece aktif günler yaşıyoruz. Eşimle birlikte günümüzün büyük bir bölümü bahçemizde çalışarak geçiyor. Vücudumuz kışın ataletini azda olsa atmış durumda.Artık sağımız solumuz fazlaca ağrımıyor. Yatağa yattığımız anda da hem bol oksijenin hemde bedenen çalışmanın etkisi ile derin ve güzel bir uyku uyuyabiliyoruz.Ayrıca sabahları etrafta birkaç araba ve motorsiklet dışında gürültü yapan tek şey horozlar. Aslında haksızlık etmeyeyim. Horoz sesi ile uyanmanın ayrıcalık olduğunu düşünenlerdenim. Oğlumuzda bizim gibi sürekli hareket halinde.Bütün gün bisiklete binmekten , arkadaşlarıyla dağ ,bayır,çayır koşturmaktan yorgun düşüp , hemen uykuya dalıyor.
Burada olmak bize yaşamın farklı yönlerini tanıma, doğayı ve insan yanımızı tekrar keşfetme ve ruhlarımızı dinlendirme fırsatı sunuyor. Burası derken , bulunduğumuz yer Muğla ili Gökova bölgesinin Kızılyaka'ya bağlı Esentepe köyü. Gökova hakikatende adına yakışır bir mavilikte gökyüzü olan, yeşilin her tonunu görebileceğiniz verimlilikte bir ova. Heryerden su fışkıran bir yer burası. O yüzden de yazın bile alabildiğine yeşil. Bahçemizde bu yeşillikten olabildiğince nasibini alıyor. Dedim ya su bol ! Eee, su bol olunca sebzede , meyvede , çiçekde yetiştirmek zevkli ve kısmen kolay bir uğraş halini alıyor. Tabii işin ticaretini yapsak boyutları farklı olurdu ama biz sadece bize ve dostlarımıza yetecek kadar ürün alıyoruz. Yıllar geçtikçe meyve ağaçlarımız gelişti ve bize daha çok ürün verir hale geldi. Şu anda bahçemizde limon,portakal ve mandalina başta olmak üzere, nar, armut,ayva,elma,vişne,ceviz,erik,kivi,avakado,şeftali ve kayısı ağaçları mevcut. Sürekli burada olamadığımız için hepsinin meyvesine yetişemesekde, dalından meyve yemenin hele de ilaçsız olduğunu bilerek yemenin keyfi bambaşka. Dalından meyve yemenin benim için bir başka anlamıda, beni çocukluğumun o güzel ve uzun yaz günlerine götürüyor olması. Ne kaygısız ve bitmek tükenmek bilmeyen günlermiş onlar meğer :)))
Ayrıca ağaçlarımızın altında kavun ve karpuzlarımız yetişiyor. Sebze olarakda, domates,biber,patlıcan, börülce,fasulye,bamya ve salatalık var. Bu sene mısır ekemedik ama ayçiçeklerimiz son derece sağlıklı ve güzeller. Mevsimlik çiçeklerimizi de ektik. Yaklaşık 500 fideyi ekmek bizim gibi hareketsiz şehirliler için oldukça zorlu bir maratondu. Neyse 3 gün gibi bir sürede bundan da yüzümüzün akı ile çıktık.
Ayrıca evin bakımı ile ilgili yapılması gerekenlerde bu geçtiğimiz iki hafta içinde yapıldı. Dam tamamen aktarıldı ve izolasyon yapıldı. Bahçedeki ocağımızın bulunduğu yere özellikle kışın geldiğimizde kullanmak
üzere büyükçe bir kameriye ve açık mutfak yapıldı. Mutfak henüz tamamlanmadığı için resimleri şimdilik paylaşmıyorum ama daha sonraki bir yazımda onun resimlerini de görebilirsiniz.
Planladığımdan daha uzun yazdım ama buradaki hayatımız öyle detaylarla dolu ki , istemesemde yazım uzadıkça uzuyor. Aslında niyetim kısaca köyde yaptıklarımızdan bahsedip, herkese tatilinin bir kısmını küçük bir köyde dinlenerek ve toprakla uğraşarak geçirmelerini salık vermekti. Biliyorum bazılarınız hadi canım, deniz, kum dururken toprakla uğraşmakta nereden çıktı diyecek ama olsun. Doğanın bir parçası olduğunuzu hissetmek istiyorsanız ve özellikle çocuklarınızın da doğayla iyi ilişkiler kurmasını,ona karşı saygılı ve korumacı olmasını istiyorsanız lütfen bu tavsiyemi kulak arkası etmeyin. Unutmayın, geleceğimiz doğayı seven ve onun dilinden anlayan çocukların elinde olacak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


