26 Mart 2012 Pazartesi


 KÜTÜPHANE HAFTASI



Öncelikle herkese iyi bir hafta diliyorum.
Bilmem farkındamısınız yada biliyormusunuz, içinde bulunduğumuz hafta ' Kütüphane Haftası '. Ülkemizde  çeşitli etkinliklerle kutlanacak bu hafta , aslında fazla kitap okuma alışkanlığı olmayan ülkemizin kalabalık gündeminde ne kadar yer bulacak bilemiyorum  ama benim gibi yaşı müsait olanların pek çoğu öğrencilik zamanlarında ödev hazırlamak,araştırma yapmak için kütüphanenin yolunu en azından bir iki kez tutmuştur sanırım. İnternet çağı başladıktan sonra çok fazla gidilmeyen bir yer olsa da , ülke miraslarından biri olduğuna inandığım kütüphanlerimize daha fazla önem verilmesi gerektiğini düşünüyorum.En azından bir kere olsun çocuklarımızın elinden tutup onları,  her zaman huzurlu bir havası olduğuna inandığım bilgi yuvalarını tanımaya, görmeye götürmenin tam zamanı. Internet  önümüze bilgileri ne kadar kolay sersede, insanoğlunun kitaplardan öğreneceği hala çok şey var bence.Kitapsız ve bilgisiz kalmamanız dileğiyle ...







22 Mart 2012 Perşembe

SU GÜNÜ




Bugün 22 Mart Dünya Su Günü !  Suyumuza sahip çıkalım. Hayatın var olmasının en önemli kaynaklarından biri olan suyumuzu doğru kullanalım. Çocuklarımıza suyuna sahip çıkma ve doğru kullanma bilincini bebeklikten itibaren verelim. Su yaşamın başlangıcıdır ve hiçbir kimsenin tekeline verilemeyecek kadar değerli ve kutsaldır.
Su bakımından son derece şanslı bir ülkede yaşadığımızın farkında olalım.Su olmadan, dünyanın en büyük ekonomisi olsanız ne fayda....






21 Mart 2012 Çarşamba

BAHAR BAYRAMI !!


Bugün 21 Mart Bahar Bayramı ! Istanbul'da bahara yakışan pırıl pırıl bir hava var. Umarım bu sene gerçek bir ilkbahar yaşama şansımız olur. Herkesin doğada biraz daha fazla zaman geçirmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Doğada geçirilen bir kaç saat bile, streslerimizin azalmasına,ruh sağlığımızın daha iyi olmasına, dolayısı ile şehir hayatının hergün önümüze çıkardığı türlü engelle daha iyi baş etmemize yardımcı olacaktır.
Herkese yeşili bol, stresi az günler dilerim !





19 Mart 2012 Pazartesi

GÖKOVA


Havalar birdenbire ısınmaya başladı ya, benimde aklıma hemencecik Gökova düşüverdi.Haftasonu İstanbul'da pırıl pırıl, masmavi bir gökyüzü vardı ama kimse darılmasın, Gökova'nın adını aldığı mavilikle yarışması pek mümkün gibi gelmedi bana. Hele ki , o güzelim yeşilliklerle birleştiğinde, insan doğanın renk uyumuna hayran kalmadan edemiyor.
 İşte, birbirinden güzel cennet köşelere sahip Gökova'dan paylaşmak istediğim birkaç fotoğraf karesi ;





Akyaka 'da gün batımı böyle yaşanır ........









Gökova'nın cennet köşelerinden biri ,Ekincik koyu .....






Saklıgöl'ün saklı güzellikleri ...........

16 Mart 2012 Cuma

Nihayet çeke çeke Cumayı getirdik. Üstelik uzunca bir aradan sonra güneşli bir Cuma !  Çoğumuzun en sevdiği günlerdendir Cuma. Haftasonları mutfakta sık sık yeni şeyler denerim. Siz de benim gibi mutfağa girmeye meraklı iseniz buyrun size yakınlarda denediğim ve evden,eşden,dosttan güzel yorumlar aldığım bir kurabiye tarifi. Yapımı kolay, görüntüsü profesyonel :) olan bu tarifi, Elle dekorasyon dergisinin 1-2 sene önceki sayılarından birinden alıp,saklamıştım.

Patlak Top

Malzemeler
225 gr un ( Yaklaşık 2 su bardağı )
  70 gr kakao ( Yaklaşık 1 su bardağı)
1,5 çay kaşığı kabartma tozu ( Ben paketin tamamını kullandım.)
1 çimdik tuz
110 gr margarin ( Ben tereyağı kullandım.)
260 gr şeker  ( Yaklaşık 1,5 su bardağı)
2 yumurta
Üzeri için 4 çorba kaşığı pudra şekeri

Yapımı

Şekeri ve margarini mikserle 3-4 dakika kadar çırpıp,içine teker teker yumurtaları kırın.Un,kakao,tuz ve kabartma tozunu ekleyin. Malzemenin birbirine iyice  karıştığını gördükten sonra kaşıkla veya elinizle ( biraz yapışkan bir hamur olacaktır,sakın un ilavesi yapmayın) ceviz büyüklüğünde toplar yapıp, pudra şekerinde yuvarlayın.Yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsisine dizin. Dilerseniz topları daha küçük de yapabilirsiniz ama bence bahsettiğim boy çok ideal oluyor.Önceden 175 C de ısıttığınız fırında 12-15 dakika pişirin.

NOT. Parantez içinde yazdıklarım, benim kullandığım ölçüler ve malzemeler ve yaparkenki deneyimlerim )

Pişince buna benzer birşey olacak ;


Afiyet olsun !

15 Mart 2012 Perşembe



Vitrinlerin çoğuna bahar gelsede,İstanbul'a daha baharın geldiği pek söylenemez.Her sabah kalkıp hava tahmin raporlarında karla karışık yağmur ve kar yağışı duymaktan artık gerçekten bıktım. Baharın gelmesi geciktikçe, içimdeki temiz havada, bahçede toprakla uğraşma, çimenlerde çıplak ayak gezinme, temiz ve ılık havayı içime çekme ihtiyacı ve özlemi giderek artıyor.Bütün bu özlemlerimi giderebilmek için daha birkaç ay beklemem gerektiğini biliyorum. O yüzden de , bu ihtiyacımı  bir nebze olsa dindirmek için resimde de göreceğiniz üzere mutfak balkonumdaki masanın üzerini küçük bir bahçeye dönüştürdüm. Her sabah kalkıp bu güzellikleri seyretmek bana büyük bir mutluluk ve yaşama sevinci veriyor. Kış mevsimi sizide beni sıktığı kadar sıktıysa, evinizde buna benzer küçük bir bahçe oluşturmanızı tavsiye ederim.İnanın çok işe yarıyor.


Evimizin diğer güzel sakinleri ;




12 Mart 2012 Pazartesi

İlk paylaşımımı bir kitapla yapmak istedim.Şu sıralar okumakta olduğum ve bir anne olarak beni çok etkileyen bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Tübitak tarafından Türkçesi yayınlanan ve Amerikalı yazar Richard Louv tarafından yazılan ' Doğadaki Son Çocuk ' yada orjinal adıyla ' Last Child In The Forest ' bana göre gerçektende başucu kitabı olacak nitelikte. Kitaptan yaptığım alıntıyı paylaşmak isterim ;

' Doğa'daki çocuk,soyu tehlike altında olan bir türdür ve çocukların sağlığı ile Yeryüzü'nün sağlığı birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. '   Richard Louv

 Bugün pekçok çocuğun ve dolayısıyla ailelerinin sıkıntı yaşamasına neden olan obezite,dikkat bozukluğu,depresyon gibi sorunların kaynağında doğa yoksunluğu olduğunun altını çizen ve bunu çeşitli şekillerde kanıtlayan kitapta verilen bazı istatistikler ise insanın kanını donduracak cinsten.

Bu kitabı okumaya başlayınca, birdenbire çocukluğum aklıma geldi. Meğer ne kadar şanslı bir çocuklukmuş.
İstanbul'da oturmamıza rağmen, doğada oynayan, etrafı her türlü yeşillikle çevrili yaşayan, evinin hemen arkasındaki tepelerden baharda doyasıya çicek toplama şansı olan bir çocukluktu benimkisi. Bugün geriye dönüp baktığımda ,o günlerde fark edemesemde, şu andaki doğa sevgimin, toprakla huzur bulmamın temellerinde hep bu yaşanmışlıkların etkisi olduğunu anlıyorum. Onun içinde oğlumun doğayla daha çok içiçe olabileceği ortamlar hazırlamaya gayret ediyorum. Bu hiçte pahalı olmayan bir yöntem.Özellikle havaların fazla soğuk ve yağışlı olmadığı dönemlerde, kırlık alanlara gidip piknik yapmak, küçük doğa yürüyüşleri düzenlemek hepimizin küçük bütçelerle çocuklarımıza sunabileceği güzellikler.Lütfen bunu çocuklarımızdan esirgemeyelim. Havası türlü mikropla dolu, kalabalık, tüketime yönlendiren moda adıyla AVM yani kapalı alışveriş merkezlerinden hepimiz mümkün olduğunca uzak durmalı ve çocuklarımızı da uzak tutmalıyız. Aksi taktirde korkarımki, yediği patatesin nasıl yetiştiğini, kokladığı çiceğin ne olduğunu bilmeyen bir nesil yetiştirmiş olacağız.
Sadece bu da değil; insan doğadan uzaklaştıkça,sevgi,saygı,sabır,şefkat gibi  insanı insan yapan pek çok güzel duyguyu da yitirme noktasına gelebilir. İşte bunun da varlığımızın yegane sebebi olan dünyamızın yok olmasına yardımcı olacak kötü sonuçlara yol açması kaçınılmazdır. Herkese yeşili bol günler diliyorum.


Senelerdir sessizce beğendiği blogları  izleyen birisi olarak nihayet bende bloglar dünyasına ilk adımımı attım. Şu anda yürümeye yeni başlayan bir bebek gibi hissetsemde umarım ilerleyen günlerde acemiliğimi üzerimden atıp, daha usta bir blogger olabilirim. 
Bu bloğu oluşturmaktaki amacım , hayatıma renk katan, ilgi alanıma giren  herşeyi ilgilenenlerle paylaşmak ve  yeni bakış açıları edinmektir.