19 Şubat 2013 Salı

İLKBAHARIN AYAK SESLERİ ....




Evet, hala soğukların hüküm sürdüğü, ülkemizin batısında olmasa da , doğusunda ağır kış şartlarının yaşandığı günlerdeyiz. Ancak, etrafımıza biraz daha dikkatli bakar ve gözlem yaparsak, ilkbaharın adımlarını görebilir, hatta kuşların seslerinde duyabiliriz bile.
İlkbaharın müjdecisi sayılabilecek cemrelerin düşmesine de az bir zaman kaldı. İlk cemre, 20 Şubat'ta havaya düşecek. İkinci, 27 Şubat'ta suya, üçüncü ve son cemre de 6 Mart'ta toprağa düşecek.
Artık, sokaklarda yürürken , bahçelerde,parklarda, topraktan boy göstermeye başlayan, değişik şekildeki yaprakları görünce içim sevinçle doluyor. Zira , bunlar soğanlı bitkiler olan, sümbül,nergis, lale gibi güzel renkli ve kokulu bahar çiçeklerinin habercileri.Rengarenk renkleri ile bahçelere neşe getiren çuhalar da açmaya başladılar.Bahar dalı dediğimiz, ağaçsı bitkiler, pembe çiçeklerle süslendiler. Çok sevdiğim mimozalar da,çiçek açmaya başladı. Baba ocağındaki bahçemizde bolca bulunan, şakayıklar, Nisan'da açmak üzere, pembemsi bordomsu yaprakçıklarını yavaş yavaş patlatmaya başladılar. Leylaklar da onları takipte.Ağaçların dalları da, artık kıpır kıpır .Öncelikle çiçeklenen erik ağaçları, havayı biraz sıcak bulurlarsa , hemen açmaya niyetliler,hatta bazı aceleciler açmaya başladı bile. Arkadan, kayısı, vişne gibi ağaçlar da hevesle onları takip etmek üzere hazırlanıyorlar.Umarım, ani bir don olup, ağaçların aldanmasına neden olmaz.
Eminim, Ege bölgemizde, çayırlar bembeyaz papatyalar ve renk tonlarına hayran olduğum anemonlarla süslenmeye başlamıştır.Kıbrıs mimozaları,Bodrum papatyaları ve başta  Datça yarımadasında olmak üzere,badem ağaçları da tüm güzellikleri ile açmıştır.

Çiçekçilerdeki, çiçekler de değişti. Artık, çingene tezgahlarını sümbüller ,nergisler ,erengüller ,şebboylar ve laleler süslüyor. Bir,iki demet alıp, evinize erken baharı getirmenizi şiddetle tavsiye ederim. Eğer pencere kenarlarında veya balkonunuzda  yeriniz varsa, hemen bir kaç sümbül,lale soğanı ekiverin. Ya da açmasını beklemek istemiyorsanız,- ki bence seyredilesi mucizeler onlar-, o zaman da yapı marketlerin bahçe bölümünden bir kaç çuha çiçeği alıp dikin ve  Mayıs'a kadar keyfini sürün.

Bahçesi olan şanslı azınlıklar ise, her türlü soğanlı bitkiyi hemen ekebilirler, hatta ekmiş olmalılar. Ayrıca , çuhalar, hercai menekşeler de baharın renklerini hızlı bir şekilde bahçenize getirmenize yardımcı olacaktır. Bahçelerinde  ağaçları olanların da,  budama işlerini yavaş yavaş sonlandırmaları iyi olur.Güller de , Mayıs ayında tüm güzellikleri ile açabilmeleri için budanmalıdırlar.

Anlayacağınız, kendisine yapılan tüm haksızlıklara rağmen, doğa kendi ritmini sürdürüyor, sürdürmeye çalışıyor. Yukarıda anlattıklarım, benim gözlemlerim. Sizlerin de , kendi gözlemlerinizi yapmanızı ve ruhunuza iyi geleceğine inandığım harika keşifler yaparak, kendi bahar hikayelerinizi oluşturmanızı dilerim.


                                                 Evimize getirdiğimiz bahar...



                                                                                    


Sokaklara gelen bahar...









                   
                                              Çingene tezgahlarına gelen bahar ...






13 Şubat 2013 Çarşamba

HAFTASONU MUTFAK FAALİYETLERİ...



Bilenler bilir, ben haftasonları, eğer evdeysem, mutfakta rahat duramam. :) Bugün de, sizlerle geçen haftasonunun mutfak faaliyetleri sonucunda yaptığım, iki lezzetli ürünü paylaşmak istiyorum.

İlk paylaşımım, az malzemeli, aniden geliyorum diyen misafir için yapılabilecek kolay bir kurabiye tarifi ;

HİNDİSTAN CEVİZLİ KURABİYE

Malzemeler

250 gram margarin ( Ben tereyağ ve zeytinyağ karışımını tercih ediyorum.)
2 yumurta  ( sarısı içine, beyazı üzerine)
4 yemek kaşığı hindistan cevizi ( Kurabiyelerin üstü için ayrıca gerekiyor.)
6 yemek kaşığı pudra şekeri
1 paket kabartma tozu
1 fiske tuz


Yağı, eritip,soğutun. Bir kabın içerisinde , önce yağ,şeker,tuz, hindistan cevizi ve yumurta sarısını karıştırın. Daha sonra unu ve  kabartma tozunu ekleyip, malzemeler iyice birleşene kadar yoğurun.
Elinizle ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp,yuvarlayın ve önce ayırdığınız yumurta akına, daha sonra da hindistan cevizine bulayarak, yağlı kağıt serili tepsiye dizin. Kurabiyeleri orta ısıdaki fırında ( 150 C) , üzerleri hafifçe pembeleşene kadar yaklaşık 20 dakika pişirin.
Biraz soğumasını bekledikten sonra, yemenizi tavsiye ederim.


                                               Fırına girmeden önceeee




ve sonraaaa,





İkinci tarifim ise, mevsim sebzelerinin içinde en sevdiklerimden olan pırasayı kullanarak yaptığım börek. Tarifi sevgili Rana yengemden öğrendim ve affına sığınarak ufak tefek değişiklikler yaparak, hazırlıyorum.Kıymalı ve peynirli börekten sıkılan ve hayatında birazcık değişiklik yapmak isteyenler deneyebilirler . :)


PIRASALI BÖREK

Malzemeler

3 yufka
750 gr  pırasa
100-150 gr beyaz peynir
3 yumurta
1 kutu krema ( 200 gr lık )
2 su bardağı süt
3-4 yemek kaşığı zeytinyağı ( pırasayı sotelemek için)
Acı pul biber ( İsteğe bağlı)
Kimyon ( İsteğe bağlı )
Tuz ve karabiber
Susam ( üzeri için, isteğe bağlı)


Öncelikle, pırasaları güzelce yıkayıp, yarım parmak kalınlığında doğrayın.Bir tavaya zeytinyağını koyup, biraz ısıtın ve doğradığınız pırasaları ekleyip, kavurun/soteleyin. Bu esnada, dilerseniz, pul biber, kimyon ve tabii ki tuz ve karabiber ekleyin. Pırasalar, iyice öldükten sonra, ateşi kapatıp,soğumaya bırakın. Diğer tarafta, yağladığınız fırın kabına bir yufkayı , kenarlardan taşacak şekilde, bütün olarak yayın. Üzerine elinizle parçaladığınız yufkalardan bir kaç tane koyun. Peyniri küçük küçük ufalayıp, bu yufkaların üzerine serpin. Daha sonra tekrar birkaç yufka parçasını koyarak, bunların üzerine pırasaları güzelce yayın. Kalan yufka parçalarını da koyup, kenarlardan sarkıttığınız yufkaları da içeri doğru kapatın. Diğer tarafta derince bir kapta, 3 yumurta,2 bardak süt ve bir kremayı iyice karıştırın. Böreğinizi dilim dilim kestikten sonra, bu karışımı üzerine dökün. En üste de, bolca susam serpip, yarım saat beklettikten sonra, fırında yaklaşık 45- 50 dakika pişirin. Pişme süreleri fırından fırına değiştiği için,  kontolu elden bırakmayın.
Bu arada , verdiğim ölçüler, yaklaşık 35 cm'e 25 cm ölçülerindeki bir fırın kabı içindir. Siz eğer daha büyük bir tepsi kullanacaksanız, o zaman yufka ve iç malzeme miktarını arttırmanızı öneririm.

Çayla birlikte, harika bir Pazar günü keyfi için ideal !


                                           
                                            İç harcını soteleme aşaması,



                                             Fırına girmeden önceeeee,



                                          Veeeee, sonraaaa