ANEMON -BEGONVIL
CARPE DIEM !!
21 Mayıs 2013 Salı
30 Nisan 2013 Salı
19 Şubat 2013 Salı
İLKBAHARIN AYAK SESLERİ ....
Evet, hala soğukların hüküm sürdüğü, ülkemizin batısında olmasa da , doğusunda ağır kış şartlarının yaşandığı günlerdeyiz. Ancak, etrafımıza biraz daha dikkatli bakar ve gözlem yaparsak, ilkbaharın adımlarını görebilir, hatta kuşların seslerinde duyabiliriz bile.
İlkbaharın müjdecisi sayılabilecek cemrelerin düşmesine de az bir zaman kaldı. İlk cemre, 20 Şubat'ta havaya düşecek. İkinci, 27 Şubat'ta suya, üçüncü ve son cemre de 6 Mart'ta toprağa düşecek.
Artık, sokaklarda yürürken , bahçelerde,parklarda, topraktan boy göstermeye başlayan, değişik şekildeki yaprakları görünce içim sevinçle doluyor. Zira , bunlar soğanlı bitkiler olan, sümbül,nergis, lale gibi güzel renkli ve kokulu bahar çiçeklerinin habercileri.Rengarenk renkleri ile bahçelere neşe getiren çuhalar da açmaya başladılar.Bahar dalı dediğimiz, ağaçsı bitkiler, pembe çiçeklerle süslendiler. Çok sevdiğim mimozalar da,çiçek açmaya başladı. Baba ocağındaki bahçemizde bolca bulunan, şakayıklar, Nisan'da açmak üzere, pembemsi bordomsu yaprakçıklarını yavaş yavaş patlatmaya başladılar. Leylaklar da onları takipte.Ağaçların dalları da, artık kıpır kıpır .Öncelikle çiçeklenen erik ağaçları, havayı biraz sıcak bulurlarsa , hemen açmaya niyetliler,hatta bazı aceleciler açmaya başladı bile. Arkadan, kayısı, vişne gibi ağaçlar da hevesle onları takip etmek üzere hazırlanıyorlar.Umarım, ani bir don olup, ağaçların aldanmasına neden olmaz.
Eminim, Ege bölgemizde, çayırlar bembeyaz papatyalar ve renk tonlarına hayran olduğum anemonlarla süslenmeye başlamıştır.Kıbrıs mimozaları,Bodrum papatyaları ve başta Datça yarımadasında olmak üzere,badem ağaçları da tüm güzellikleri ile açmıştır.
Çiçekçilerdeki, çiçekler de değişti. Artık, çingene tezgahlarını sümbüller ,nergisler ,erengüller ,şebboylar ve laleler süslüyor. Bir,iki demet alıp, evinize erken baharı getirmenizi şiddetle tavsiye ederim. Eğer pencere kenarlarında veya balkonunuzda yeriniz varsa, hemen bir kaç sümbül,lale soğanı ekiverin. Ya da açmasını beklemek istemiyorsanız,- ki bence seyredilesi mucizeler onlar-, o zaman da yapı marketlerin bahçe bölümünden bir kaç çuha çiçeği alıp dikin ve Mayıs'a kadar keyfini sürün.
Bahçesi olan şanslı azınlıklar ise, her türlü soğanlı bitkiyi hemen ekebilirler, hatta ekmiş olmalılar. Ayrıca , çuhalar, hercai menekşeler de baharın renklerini hızlı bir şekilde bahçenize getirmenize yardımcı olacaktır. Bahçelerinde ağaçları olanların da, budama işlerini yavaş yavaş sonlandırmaları iyi olur.Güller de , Mayıs ayında tüm güzellikleri ile açabilmeleri için budanmalıdırlar.
Anlayacağınız, kendisine yapılan tüm haksızlıklara rağmen, doğa kendi ritmini sürdürüyor, sürdürmeye çalışıyor. Yukarıda anlattıklarım, benim gözlemlerim. Sizlerin de , kendi gözlemlerinizi yapmanızı ve ruhunuza iyi geleceğine inandığım harika keşifler yaparak, kendi bahar hikayelerinizi oluşturmanızı dilerim.
Evimize getirdiğimiz bahar...
Sokaklara gelen bahar...
Çingene tezgahlarına gelen bahar ...
13 Şubat 2013 Çarşamba
HAFTASONU MUTFAK FAALİYETLERİ...
Bilenler bilir, ben haftasonları, eğer evdeysem, mutfakta rahat duramam. :) Bugün de, sizlerle geçen haftasonunun mutfak faaliyetleri sonucunda yaptığım, iki lezzetli ürünü paylaşmak istiyorum.
İlk paylaşımım, az malzemeli, aniden geliyorum diyen misafir için yapılabilecek kolay bir kurabiye tarifi ;
HİNDİSTAN CEVİZLİ KURABİYE
Malzemeler
250 gram margarin ( Ben tereyağ ve zeytinyağ karışımını tercih ediyorum.)
2 yumurta ( sarısı içine, beyazı üzerine)
4 yemek kaşığı hindistan cevizi ( Kurabiyelerin üstü için ayrıca gerekiyor.)
6 yemek kaşığı pudra şekeri
1 paket kabartma tozu
1 fiske tuz
Yağı, eritip,soğutun. Bir kabın içerisinde , önce yağ,şeker,tuz, hindistan cevizi ve yumurta sarısını karıştırın. Daha sonra unu ve kabartma tozunu ekleyip, malzemeler iyice birleşene kadar yoğurun.
Elinizle ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp,yuvarlayın ve önce ayırdığınız yumurta akına, daha sonra da hindistan cevizine bulayarak, yağlı kağıt serili tepsiye dizin. Kurabiyeleri orta ısıdaki fırında ( 150 C) , üzerleri hafifçe pembeleşene kadar yaklaşık 20 dakika pişirin.
Biraz soğumasını bekledikten sonra, yemenizi tavsiye ederim.
Fırına girmeden önceeee
ve sonraaaa,
İkinci tarifim ise, mevsim sebzelerinin içinde en sevdiklerimden olan pırasayı kullanarak yaptığım börek. Tarifi sevgili Rana yengemden öğrendim ve affına sığınarak ufak tefek değişiklikler yaparak, hazırlıyorum.Kıymalı ve peynirli börekten sıkılan ve hayatında birazcık değişiklik yapmak isteyenler deneyebilirler . :)
PIRASALI BÖREK
Malzemeler
3 yufka
750 gr pırasa
100-150 gr beyaz peynir
3 yumurta
1 kutu krema ( 200 gr lık )
2 su bardağı süt
3-4 yemek kaşığı zeytinyağı ( pırasayı sotelemek için)
Acı pul biber ( İsteğe bağlı)
Kimyon ( İsteğe bağlı )
Tuz ve karabiber
Susam ( üzeri için, isteğe bağlı)
Öncelikle, pırasaları güzelce yıkayıp, yarım parmak kalınlığında doğrayın.Bir tavaya zeytinyağını koyup, biraz ısıtın ve doğradığınız pırasaları ekleyip, kavurun/soteleyin. Bu esnada, dilerseniz, pul biber, kimyon ve tabii ki tuz ve karabiber ekleyin. Pırasalar, iyice öldükten sonra, ateşi kapatıp,soğumaya bırakın. Diğer tarafta, yağladığınız fırın kabına bir yufkayı , kenarlardan taşacak şekilde, bütün olarak yayın. Üzerine elinizle parçaladığınız yufkalardan bir kaç tane koyun. Peyniri küçük küçük ufalayıp, bu yufkaların üzerine serpin. Daha sonra tekrar birkaç yufka parçasını koyarak, bunların üzerine pırasaları güzelce yayın. Kalan yufka parçalarını da koyup, kenarlardan sarkıttığınız yufkaları da içeri doğru kapatın. Diğer tarafta derince bir kapta, 3 yumurta,2 bardak süt ve bir kremayı iyice karıştırın. Böreğinizi dilim dilim kestikten sonra, bu karışımı üzerine dökün. En üste de, bolca susam serpip, yarım saat beklettikten sonra, fırında yaklaşık 45- 50 dakika pişirin. Pişme süreleri fırından fırına değiştiği için, kontolu elden bırakmayın.
Bu arada , verdiğim ölçüler, yaklaşık 35 cm'e 25 cm ölçülerindeki bir fırın kabı içindir. Siz eğer daha büyük bir tepsi kullanacaksanız, o zaman yufka ve iç malzeme miktarını arttırmanızı öneririm.
Çayla birlikte, harika bir Pazar günü keyfi için ideal !
İç harcını soteleme aşaması,
Fırına girmeden önceeeee,
Veeeee, sonraaaa
21 Ocak 2013 Pazartesi
YEMEK, YEMEK, YEMEK :)
Geçen haftasonu ve bu haftasonunun büyük bir kısmı, benim için mutfakla dolu dolu geçti. Eski ve yeni pek çok tarifi deneme,tatma ve sunma fırsatı buldum. Bunlardan iki tanesinin tariflerini, bazılarının da resimlerini paylaşmak istiyorum.
Paylaşmak istediğim ilk tarif , uzun zamandır yaptığım bir tuzlu keke ait. Çocuklarına, beyaz peynir yedirmekte zorlanan veya sabah kahvaltılarına alternatif arayanlar için güzel ve kolay bir çözüm olabileceğine inandığım tarif şöyle ;
PEYNİRLİ KEK
3 adet yumurta
1 su bardağı yoğurt
125 gr margarin
1/2 su bardağı sıvı yağ ( ben zeytinyağı kullanıyorum)
3 + 1/2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
250 gr beyaz peynir
1/2 veya 1 demet dereotu ( tercih sizin)
2 çay kaşığı tuz
Kalıbı yağlamak için yağ
Ön hazırlık olarak tercihen, dikdörtgen biçimindeki kalıbı yağlayın ve üzerine un serpin.Fırını 180 C ye ısıtın. Peyniri çatal ile hafifçe ezerek, iri parçalar halinde ufalayın.Dereotunu yıkayıp,incecik kıyın.
Varsa mutfak robotuna yoksa da derin bir kaba elenmiş unu ve bütün diğer malzemeleri koyarak , bir kere de mikserle karıştırın. Bu esnada dereotları mikser uçlarına dolanabilir,dikkatli olun. Bu karışımı yağlamış olduğunuz fırın kabına döküp, yaklaşık 45 dakika pişirin. Fırınların pişirme süreleri farklı olduğundan, kekinizi çıkartmadan önce, mutlaka bir kürdan veya bıçak yardımı ile içinin pişip,pişmediğini kontrol edin.
Afiyet olsun !
Bir de, Lezzet Dergisinin 2010 Aralık sayısında yer alan ve tarifinde ufak tefek değişiklikler yaparak yeni denediğim ve çok da beğeni alan başka bir kek tarifi vermek istiyorum. Daha önce de, havuçlu kek yapmıştım ama sanki bu tarifi daha çok beğendim.
HAVUÇLU VE DAMLA ÇUKULATALI KEK
4 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1/2 su bardağı esmer toz şeker
1 su bardağı sıvı yağ ( tercihen zeytinyağı)
2 iri havuç
1 dolu tatlı kaşığı tarçın
1 su bardağı damla çikolata ( Ben Dr Oetker'inkini kullandım.)
2 + 1/2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya ( En kısa zamanda Cafe Fernando'nun sayfasında gördüğüm,vanilya özütü tarifini uygulayarak, hem daha lezzetli,hem de daha doğal bir vanilya tadına kavuşmayı planlıyorum. Yurtdışından getirtme veya alma imkanı olanlar getirtsin veya alsın, zira Türkiye'de kesinlikle yok.)
Havuçların kabuğunu soyun ve rendeleyin.Yumurtalarla , şekerleri ( Her ikisini de) mikserle iyice çırpın. Unutmayın, ne kadar iyi çırparsanız,kekiniz o kadar kabarık olacaktır.Yağı ekleyin.Tarçınla beraber havuçları ekleyip, çırpmaya devam edin.Damla çikolata, kabartma tozu ve vanilyayı da ekleyin. En son unu ilave edip, malzemeler iyice birbirine karışana kadar, bir kaç dakika çırpmaya devam edin.Karışımı, yağlayıp,unladığınız kek kalıbına aktarıp, önceden 180 C de ısıtılmış fırında 35-40 dakika pişirin.Kekin , verilen sürede pişip,pişmediğini mutlaka kontrol edin. Çıkarttıktan sonra, isterseniz, üzerine pudra şekeri serperek servis yapın.
Afiyet olsun !
Diğerlerine gelince.......
Annemin ,ben çocukken yaptığı, dil bisküvili ve portakallı pasta :) Aklıma gelince, yapıverdim.Yapımı kolay ve yemesi hafif bir pasta oldu.
Süper Fresh markasının tereyağlı milföy hamurunu kullanarak yaptığım kıymalı ve pastırmalı börekler
Kış olduğu için, bizim eve kabak ve patlıcan girmiyor.Canımız şöyle sarımsaklı yoğurtlu bir kızartma isteyince, ben de patates kızartıp, üzerine sarımsaklı yoğurt ve kırmızı biberli yağ gezdiriverdim. :)
Bunlar da tarçınlı kurabiyelerim. Artık tarifi bir başka zamana.....
10 Aralık 2012 Pazartesi
KABAKLI DENEMELERE DEVAM...
Eveeet, Aralık ayı geldi ve benim tatlı kabağı ile yaptığım denemeler tekrar başladı. Pazar günü, epeydir aklımda olan bir tarifi denedim. Lezzet dergisinin geçmiş sayılarından birinde yer alan bu tarif , hem kabaklı , hem de kakaolu olması ile beni cezbetti.Zaten, kek yapmayı hep çok sevmişimdir. Fazla tatlı olmayan, pişerken etrafı harika bir şekilde kokutan ve damakta çok hoş bir lezzet bırakan bu keke ailecek bayıldık.
İşte tarifi ve tabii resimleri ;
Balkabaklı Mermer Kek
3 yumurta
1 su bardağı tozşeker
1 su bardağı süt
2 paket vanilya ( Tercihen çubuk vanilya yoksa Dr Oetker'in yeni çıkan " gerçek" vanilya tanecikli karışımını deneyin derim.)
1 su bardağı balkabağı püresi
1 su bardağı ayçiçeği yağı ( Ben eve bu tür yağ sokmadığımdan 100 gr tereyağını erittim ve bardağa döktüm. Aşağı yukarı yarım bardak etti. Üzerini zeytinyağı ile tamamladım.)
1 paket kabartma tozu
2.5 su bardağı un
1 yemek kaşığı kakao
Üzeri için pudra şekeri
Yumurta ve şekeri çırpın.Süt,yağ,vanilya,un ve kabartma tozunu ekleyip çırpmaya devam edin. ( Oldukça yoğun bir karışım olacak.Telaşa gerek yok. Zira kabak püresi hemen işi sulandırıyor. :) ) Karışımın 1/3 ünü ayrı bir kaseye alın ve kakaoyu buna ekleyip iyice karıştırın/çırpın. Kalan hamura balkabağı püresini ilave edin ve karıştırdıktan sonra yağlanmış uzun kek kalıbına dökün. Kakaolu karışımı orta kısmına uzunlamasına dökün ve çatal yardımıyla, alttan üste doğru karıştırarak hamurun karışmasını sağlayın. 180 C de ( ben 170 C de pişirmeyi öneriyorum.) en az 45-50 dakika pişirin.Çıkartmadan önce, mutlaka kürdan/bıçak kontrolu yapın. Bu tip keklerin pişmesi biraz daha uzun zaman alıyor. ( Ben 55 dakika pişirdim.) Soğuduktan sonra, kalıptan çıkartın ve üzerini pudra şekeri ile süsleyerek servis yapın.
Afiyet olsun !
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)