8 Temmuz 2012 Pazar
İKİ YAŞANTI
Evet başlık size pek bir şey anlatmasada demem o ki, bizim ailenin yaşantısının iki ayrı bölümü var. Bunun bir bölümü şehirli diğer bölümü köylü. Köylü bölümü ne yazıkki okul tatil süresi ile sınırlı ama olsun. Bu yaz köy hayatımız 22 Haziranda başladı.İki haftayı geçkin bir süredir ruhen sakin ama bedenen son derece aktif günler yaşıyoruz. Eşimle birlikte günümüzün büyük bir bölümü bahçemizde çalışarak geçiyor. Vücudumuz kışın ataletini azda olsa atmış durumda.Artık sağımız solumuz fazlaca ağrımıyor. Yatağa yattığımız anda da hem bol oksijenin hemde bedenen çalışmanın etkisi ile derin ve güzel bir uyku uyuyabiliyoruz.Ayrıca sabahları etrafta birkaç araba ve motorsiklet dışında gürültü yapan tek şey horozlar. Aslında haksızlık etmeyeyim. Horoz sesi ile uyanmanın ayrıcalık olduğunu düşünenlerdenim. Oğlumuzda bizim gibi sürekli hareket halinde.Bütün gün bisiklete binmekten , arkadaşlarıyla dağ ,bayır,çayır koşturmaktan yorgun düşüp , hemen uykuya dalıyor.
Burada olmak bize yaşamın farklı yönlerini tanıma, doğayı ve insan yanımızı tekrar keşfetme ve ruhlarımızı dinlendirme fırsatı sunuyor. Burası derken , bulunduğumuz yer Muğla ili Gökova bölgesinin Kızılyaka'ya bağlı Esentepe köyü. Gökova hakikatende adına yakışır bir mavilikte gökyüzü olan, yeşilin her tonunu görebileceğiniz verimlilikte bir ova. Heryerden su fışkıran bir yer burası. O yüzden de yazın bile alabildiğine yeşil. Bahçemizde bu yeşillikten olabildiğince nasibini alıyor. Dedim ya su bol ! Eee, su bol olunca sebzede , meyvede , çiçekde yetiştirmek zevkli ve kısmen kolay bir uğraş halini alıyor. Tabii işin ticaretini yapsak boyutları farklı olurdu ama biz sadece bize ve dostlarımıza yetecek kadar ürün alıyoruz. Yıllar geçtikçe meyve ağaçlarımız gelişti ve bize daha çok ürün verir hale geldi. Şu anda bahçemizde limon,portakal ve mandalina başta olmak üzere, nar, armut,ayva,elma,vişne,ceviz,erik,kivi,avakado,şeftali ve kayısı ağaçları mevcut. Sürekli burada olamadığımız için hepsinin meyvesine yetişemesekde, dalından meyve yemenin hele de ilaçsız olduğunu bilerek yemenin keyfi bambaşka. Dalından meyve yemenin benim için bir başka anlamıda, beni çocukluğumun o güzel ve uzun yaz günlerine götürüyor olması. Ne kaygısız ve bitmek tükenmek bilmeyen günlermiş onlar meğer :)))
Ayrıca ağaçlarımızın altında kavun ve karpuzlarımız yetişiyor. Sebze olarakda, domates,biber,patlıcan, börülce,fasulye,bamya ve salatalık var. Bu sene mısır ekemedik ama ayçiçeklerimiz son derece sağlıklı ve güzeller. Mevsimlik çiçeklerimizi de ektik. Yaklaşık 500 fideyi ekmek bizim gibi hareketsiz şehirliler için oldukça zorlu bir maratondu. Neyse 3 gün gibi bir sürede bundan da yüzümüzün akı ile çıktık.
Ayrıca evin bakımı ile ilgili yapılması gerekenlerde bu geçtiğimiz iki hafta içinde yapıldı. Dam tamamen aktarıldı ve izolasyon yapıldı. Bahçedeki ocağımızın bulunduğu yere özellikle kışın geldiğimizde kullanmak
üzere büyükçe bir kameriye ve açık mutfak yapıldı. Mutfak henüz tamamlanmadığı için resimleri şimdilik paylaşmıyorum ama daha sonraki bir yazımda onun resimlerini de görebilirsiniz.
Planladığımdan daha uzun yazdım ama buradaki hayatımız öyle detaylarla dolu ki , istemesemde yazım uzadıkça uzuyor. Aslında niyetim kısaca köyde yaptıklarımızdan bahsedip, herkese tatilinin bir kısmını küçük bir köyde dinlenerek ve toprakla uğraşarak geçirmelerini salık vermekti. Biliyorum bazılarınız hadi canım, deniz, kum dururken toprakla uğraşmakta nereden çıktı diyecek ama olsun. Doğanın bir parçası olduğunuzu hissetmek istiyorsanız ve özellikle çocuklarınızın da doğayla iyi ilişkiler kurmasını,ona karşı saygılı ve korumacı olmasını istiyorsanız lütfen bu tavsiyemi kulak arkası etmeyin. Unutmayın, geleceğimiz doğayı seven ve onun dilinden anlayan çocukların elinde olacak.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder