31 Mayıs 2012 Perşembe


İTALYA GEZİSİ  ( 2 )




Zaman gerçekten çok hızlı geçiyor. Birde baktım, İtalya gezimiz ile ilgili yazdığım yazının üzerinden günler geçmiş. Biz döneli İtalya, özellikle kuzeyi beşik gibi sallanıp duruyor. Umarım insan kaybıda, tarihi eser kaybıda minimumda kalır. Neyse , ben geziye döneyim. Gezimizin Venedik'ten sonraki ikinci durağı, Milano şehri idi. Markalar ve moda ,mobilya  tasarım fuarları ile ünlü olduğunu bildiğim şehri tamda düşündüğüm gibi buldum. Alışverişi ve özellikle marka alışverişi seven , tabii ki cebindede ona göre para olan insanlar için bir cennet olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Vitrinler pahalı mallar , sokaklar ise birbirinden şık ve tarz sahibi insanlarla doluydu. Milano'da orta karar alınacak birşey göremedim doğrusu.Heryerde 1-2 Euro'ya satılan magnetler bile burada 4,- Euro idi. Yine de güzel vakit geçirdik. Tarihi kilisesi,pazar yeri ve şık kafeleri ile güzel bir şehir. Tabii ki İtalyan yemekleri yapan lokantalarda ( Tratorialarda - Aile işletmesi ) mola verdik ve bol bol nefis İtalyan dondurması yedik. Milano'ya bir daha gitmek istermiyim diye sorarsanız pek sanmıyorum. Bana göre bir defa görülmesi yeterli olan yerlerden. Tabii herşeyde olduğu gibi, bu da bir zevk meselesi...







Milano'da gecelemeye devam ederek, yakın yerlere otobüs turları yaptık.Bunlardan birincisi Como gölü idi. Küçük ama hoş bir yerleşim yeri olan Como , tüm sakin görüntüsüne rağmen, kıyılarına ve tepelerine , dahada doğrusu yamaçlarına yapılmış lüks villalarda, dünya sosyetesinden isimleri ve ünlü Hollywood yıldızlarını misafir eden bir yer. Güzel bir yer olmakla birlikte, ülkemizde bu güzelliklerden çok daha fazlasına sahip olan ama ihmal edilmişlik içerisinde bekleyen nice yer aklıma gelince, doğrusu biraz üzülmedim değil. Yinede haklarını yemeyeyim, İtalyanlar marka yaratmak konusunda çok başarılı.Como'nun coğrafyası biraz bizim Karadeniz kıyılarına benziyor. Yeşil ve dik yamaçlarla çevrili gölün, en olmayacak yerlerine bile villalar ve oteller kondurmuşlar.Pek çok yerleşim yerine ulaşım dimdik döşenmiş teleferiklerle ve raylı sistemlerle yapılıyor. Doğrusu bana pek cazip gelmedi ama ünlü ve paralı insanların zevklerinede,para harcama şekillerinede  çoğu zaman akıl erdiremiyorum zaten :))







İkinci durağımız için bir başka ülkeye, İsviçre'ye geçtik. Kıyısına kurulduğu gölün adıyla anılan Lugano şehrine. Çok temiz ve bakımlı bir şehir Lugano. Çok da zengin ve pahalı tabii ki. Hava yağmurlu olduğu için çok rahat gezemesekde , belli başlı yerlerini görme ve tanıma fırsatımız oldu. Bu arada meşhur İsviçre çukulatalarından satın alabileceğimiz bir mağazaya uğradık ve ben bol bol vişne likörü, konyak gibi içkilerle lezzetlendirilmiş şahane çukulatalar aldım. Ayrıca çocuklar acıkınca, vakit darlığından hiç istememe rağmen Burger King'e girdik. Sanıyorum hayatımızın en pahalı Burgerking alışverişi oldu bu. Zira menü fiyatları 11,- ila 14,- İsviçre Frangı idi.Doğrusu İtalya gezimiz boyunca harcadığımız paralardan bir tek buna üzüldüm.








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder