7 Ağustos 2012 Salı
ZAMAN
Hepimizi ilgilendiren bir konu bu ama nereden aklıma düştüde yazmaya karar verdim tam bilemedim. Belki şu sıralar okumakta olduğum Nedim Gürsel'in kitabı, belkide bazı şeylerin ne zaman olmuş olduğu ile ilgili yapmış olduğum hesaplar sonucunda beni hafiften dehşete ve şaşkınlığa düşüren sayılar veya belkide bu sene her zamankinden daha sıcak geçen yaz günleri sebep olmuş olabilir.
Herneyse, zaman hepimiz için önemli. Bebeklik ve ilk çocukluk dönemlerimizde bir türlü zaman konusunu kavrayamayız. O kadar elle tutulmaz bir şeyi anlayabilmek tabii ki o çağlarda çok zor ama şimdi düşündüğümde keşke diyorum hep çocukluktaki gibi bir zamansızlık kavramı içerisinde yaşasak. Zamana karşı yarışmadan, strese girmeden, dünyayı kendimize zehir etmeden yaşayabilmeyi becerebilsek.Özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanların zamanla ilgili tecrübeleri genellikle olumsuz oluyor. Hep bir yerlere yetişme, birşeyleri zamanında bitirme gibi sorunlarla boğuşuyoruz. Zaman nedense şehirlerde daha bir dar ve yetersiz.
Okul dönemimizde zaman bizim için tatil demekti. Ara tatiller ve yaz tatilleri özlemle beklenir ve her nasılsa çok uzun sürerdi yada çocuk olduğumuz için bize öyle gelirdi.
Sonraları çalışma hayatı başladı ve zaman konusu biraz daha sıkıntıya girdi. Artık zaman demek haftasonunu beklemek ve belki bir hafta veya iki hafta tatil yapmak demek olmaya başladı.
Aradan bir süre daha geçince çoğumuz evlendik ve bu sefer zamanımızı biriyle paylaşmaya başladık. Bu durumda artık zaman demek büyük oranda iki kişilik düşünmek, vakit geçirmek, plan yapmak ve bütün bunları yine aynı sürelere yani haftasonlarına ve yıllık izinlere sığdırmak oldu. Zaman ölçütümüz ise evlenmeden önce ve sonra şeklini aldı.
Tahmin edeceğiniz üzere bir süre sonra da çocuk ve/veya çocuklar gündemimize oturdu ve zaten paylaşmakta olduğumuz zamanımızı bir kaç parçaya daha bölmek gerekti. Artık zaman ölçütümüz çocuklardan önce ve sonra şeklinde olmaya başladı. Sizi bilmem ama ben pek çok şeyin tarihini hesaplarken, oğlumun doğumunu baz alıyorum. Gözlemleyebildiğim kadarı ile çevremdeki pek çok kişide aynı şeyi yapıyor.
Gençlik yıllarımızda büyüklerimizin bize söylediği bir şey vardı. ' Aman zamanınızı çok iyi değerlendirin.' O zamanlar bana pek birşey ifade etmeyen bu söze hafiftende içerlerdim. Ne demektiki bu böyle ?? Biz zamanımızı kötü mü kullanıyorduk yani ?? Yaşımız ilerledikçe hepimiz kendimize göre anlamlar yükledik bu lafa ve bizden küçüklere söyler olduk. Pek çoğunun bu lafı duyunca benimle aynı hislere kapıldığına eminim. Onlarında zamanı gelecek elbet, içini dolduracaklar kendilerince.
Bana sorarsanız zamanını iyi değerlendirmek nedir diye ; Merak duygusunu ve öğrenme aşkını hiç kaybetmeden , kendimizle ve çevremizle ilgili farkındalıklarımızı sürekli yükselterek yaşamaktır hayatı. Zaman dediğimiz şeyi geri çevirmek mümkün olmadığına göre her anımızın değerli olduğu bilincini sürekli uyanık tutarak yaşamalıyız.İnsan olarak bizlere bahşedilmiş olan tüm duyularımızı hayatı daha iyi anlamak ve yaşamak üzere seferber etmeli ve bunu bir alışkanlık haline getirmeliyiz.
Unutmayalımki bütün insanlara verilmiş üç şey vardır : Doğum,ölüm ve zaman
Bu yazıyı okuyacak olanlarınızın bazıları belki burun kıvıracak, bazılarınız ise dudağının kenarında tanıdık birşeyleri paylaşmanın duygusunu anlatan sessiz bir yarım gülüşle kafasını sallayacak. Bu yazıyı yazan bendeniz ise , daha pek çok şeyin yanısıra yazı yazmaya da zaman ayırabiliyor olmanın sonsuz mutluluğu ile başka bir yazıma konu olacak yepyeni veya sıradan şeylere doğru yelken açacağım....
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder